Hellemek nedir, Hellemek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kuşları ürkütüp kaçırmak.

Sallamak: Çocuk ağlıyor salıncağını helleyiver.

Yuvarlamak.

Özendirmek, isteklendirmek: O bu işi kendiliğinden yapamazdı Ali'nin hellemesi.

Öğrenmek, bellemek.

Yuvarlamak.

Hellemek anlamı, tanımı

Helle : Kartal. Un çorbası. Un: Helle helvası pek hoş olur. Yuha anlamında hakaret olarak kullanılır. Pekmez kaynatılan büyük leğen. Su, un, çırpılmış yumurta karışımı sıvı, un çorbası. Pancar çorbası. Un çorbası. (Muttalip Eskişehir)

Helleme : Aşırı hareketler yapan, deli. Oynak.

İsteklendirmek : Birinde bir şey yapma isteğini uyandırmak, özendirmek, teşvik etmek, motive etmek.

Kendiliğinden : İnsan eliyle ekilmeden yetişen, hudayinabit. Dış etkilerin zorlaması olmadan iç sebeplerle oluşan. İradesiz olarak gerçekleşen (hareket), spontane. (ke'ndiliğinden) Başka şeylerin etkisi olmaksızın, kendi kendine, bizatihi.

İsteklendirme : İsteklendirmek işi, teşvik, motivasyon.

Yuvarlamak : Bir şeyi bir yerden kaldırmadan ekseni çevresinde döndürerek yürütmek, tekerlemek. Hızla düşürmek, devirmek. Kelimelerin bazı seslerini söylememek. Döndürerek tomar yapmak veya yuvarlak duruma getirmek. İnanılmayacak yalanlar söylemek. Sayıyı, küçük tutarlarını atarak veya ekleyerek tüm sayı durumuna getirmek. İstekle ve çabucak yemek veya içmek. Sözü belirsizce, anlaşılmayacak biçimde söylemek.

 

Özendirmek : Özenmesini sağlamak, teşvik etmek.

Yuvarlama : Yuvarlamak işi. Yuvalama.

Özendirme : Özendirmek durumu, işi, teşvik. Bir malı geniş kitlelere tanıtmak ve o malın sürümünü sağlamak amacıyla yapılmış olan çalışmalar, promosyon.

Öğrenmek : Bilgi edinmek. Bellemek. Yetenek, beceri kazanmak. Haber almak.

Bellemek : Öğrenip akılda tutmak. Öğrenmek. Sanmak. Bel denilen araçla toprağı işlemek, aktarmak.

Kaçırmak : Kaçmasını sağlamak ya da kaçmasına imkân yaratmak. Delirmek. Yararlanamamak. Ölçüyü, sınırı aşmak, fazlasına gitmek. Yarışan bir koşucu diğeri tarafından hızla geçilip ara açılmak. Futbol veya basketbolda savunduğu oyuncuyu boş bırakmak, pas almasına fırsat vermek. İstemeyerek altını kirletmek. Bir daha ele geçmemek üzere yitirmek. Çalmak, kimsenin haberi olmadan götürmek, aşırmak. Gitmek, kaçmak zorunda bırakmak. Zor kullanarak yanında götürmek. Bir işi belirlenen zamanda yapamamak. Bir araç veya aletle iş görürken aracı iyi kullanamama yüzünden kendine veya bir başkasına zarar vermek. Sıvı, gaz vb. sızdırmak. Birini veya bir şeyi göstermemek. Yasal olmayan yoldan bir ülkeye mal sokmak veya çıkarmak.

Sallamak : Düzenli bir biçimde ve hep aynı doğrultuda hareket ettirmek. Bir işi sürekli olarak başka bir zamana ertelemek, savsaklamak. Zor durumda bırakmak. Vurmak, atmak. Sarsmak. Beklenmedik bir başarı kazanmak. Uydurmak, kafadan atmak.

Sallama : Sallamak işi. Sallama çay.

Belleme : Bellemek işi. At vb. hayvanların sırtına, eyerin altına konulan keçe, meşin veya kalın kumaş parçası, yapık, yuna.

Kaçırma : Kaçırmak işi.

Öğrenme : Öğrenmek işi.

Bellem : Bellemek yetisi.

Kuşlar : Çok hücreli hayvanlardan, omurgalıların geniş bir sınıfı.

Diğer dillerde Helisinus anlamı nedir?

İngilizce'de Helisinus ne demek ? : helicinus