Helleme nedir, Helleme ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Aşırı hareketler yapan, deli.

Oynak.

Helleme anlamı, kısaca tanımı

Helle : Kartal. Un çorbası. Un: Helle helvası pek hoş olur. Yuha anlamında hakaret olarak kullanılır. Pekmez kaynatılan büyük leğen. Su, un, çırpılmış yumurta karışımı sıvı, un çorbası. Pancar çorbası. Un çorbası. (Muttalip Eskişehir)

Hellemek : Kuşları ürkütüp kaçırmak. Sallamak: Çocuk ağlıyor salıncağını helleyiver. Yuvarlamak. Özendirmek, isteklendirmek: O bu işi kendiliğinden yapamazdı Ali'nin hellemesi. Öğrenmek, bellemek.

Hellemelle : Çok pişen yemeğin dağılmış, erimiş durumu:Nohut hellemelle olmuş.

Hellemeyh : Yuvarlamak.

Hareket : Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Vücudu oynatma, kıpırdatma ya da kımıldanma. Deprem. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Yola çıkma. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Davranış, tutum. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Devinim. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi.

Hareke : Arap alfabesiyle yazılmış metinlerde üstüne ve altına konulduğu ünsüzlerin birer ünlü ile okunmasını sağlayan işaret.

 

Yapan : Ardıç ve gomalak ağacının, yatay büyüyen dalları.

Harek : Fasulye sırığı.

Oynak : Kımıldayan, yerinde sağlam durmayan, hareketli. Değişken, kararsız. Bükülüp doğrulmaya elverişli olan (eklem). Hareket, canlılık veren. Davranışları ağırbaşlı olmayan (kadın veya kız).

Aşırı : Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın. Gereğinden fazla, çok. Gereğinden fazla olarak, çokça. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem. Ötede, ötesinde.

Hare : Bazı nesne, canlı, göz vb.nde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler, meneviş, dalgır. Üzerinde dalgalı çizgiler bulunan kumaş. Yeni yapılmış olan duvarların arasına harçla birlikte doldurulan taş parçaları.

Yapa : Ekinin, toprak üstündeki bölümü. Kırkılmış koyun yünü. Yapağı.

Deli : Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun. Coşkun, azgın (hayvan, duygu vb.). Davranışları aşırı ve taşkın olan (kimse), çılgın.

Aşır : Aşure. Boş ver, önemseme. [Bakınız: Aşir].

Diğer dillerde Helisinus anlamı nedir?

İngilizce'de Helisinus ne demek ? : helicinus