Help out türkçesi Help out nedir

Help out ile ilgili cümleler

English: I asked them to help out today.
Turkish: Onların bugün yardım etmesini istedim.

English: Ali decided to help out.
Turkish: Ali yardım etmeye karar verdi.

English: I asked him to help out today.
Turkish: Onun bugün yardım etmesini istedim.

English: I asked Tom to help out today.
Turkish: Tom'un bugün yardımda bulunmasını istedim.

English: Ali thought he would help out.
Turkish: Ali onun yardım edeceğini düşündü.

Help out ingilizcede ne demek, Help out nerede nasıl kullanılır?

Help : Başa çıkmak. Yardim etmek. Acıyı dindirmek. Yardımcı olmak. Fayda etmek. Yararı olmak. Kurtarmak. Muavenet etmek. Yardım.

Out : Bayılmak. Nakavt etmek. Meydana çıkmak. Ortaya çıkmak. Dışarı çıkarmak. Çıkarmak. Yanmak. Dışarı. Dışarı atmak. Kendini belli etmek.

Help button : Yardım düğmesi. Yardım butonu.

Help contents : Yardım içeriği. Yardım içerikleri.

Help context id : Yardım içeriği kimliği. Yardım içerik numarası.

Help desk : Karşılama bankosu. Danışma. Danışma masası. Bilişim danışmanı. Yardım merkezi. Bir şirkette ilgili alanlarda yardım ve destek sunulan yer (teknik sorunların çözülmesi sorulara cevap verilmesi vs). Yardım masası.

 

İngilizce Help out Türkçe anlamı, Help out eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Help out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abstract : Çalmak. Soyut resim. Bilgi erişimde, bir belgenin konusunu ya da soyunu belirtmek üzere, genellikle belgeleme konusunda uzmanlaşmış bir kişinin, standart olarak önerilen terimleri yeğ tutarak ürettiği, 200-250 sözcük boyunu aşmayan bir tür özet. Soyutlama yapmak. Soyutlamak. Genel. Soyut. Damıtmak (biyoloji terimi). Belirsiz.

Assist : Hazır bulunmak. Yardımcı olmak. İmdat. Muavenet. Desteklemek. Sayı yaptırma. Asistanlık yapmak. Asiste etmek.

Blanking : Silmek. Karartma. Tıkama. Sayıyı önlemek (spor terimi). Kalıpla kesme. Taslaklama delme. Kesme. Tarayıcı demetin satır başı ya da resim başı yapması sırasında, istenmeyen imlerin ortaya çıkmasını önlemek ve eşleme imleri gibi belirli biçimdeki imleri göndermek için resim bilgisine verilen ara. Boşluk.

Laid hands on : Vurdu. -e el kaldırdı. Yakalamak (cezalandırmak veya dövmek için). Ele geçirmek. -e el sürmek. Çaktı. Yakalamak. Ellerini – üzerine koydu. Zor kullanmak.

Disengages : Geri çekilmek (askeri terim). Bağlantılarını kesmek. İlgisini kesmek. İlişkisini kesmek. Boşa almak. Kurtulmak. Affetmek. Serbest bırakmak.

Extricate : Açmak. Ayrıştırmak. Ayırmak. Açığa çıkarmak. Serbest bırakmak. Zor bir durumdan çıkarmak. Açığa çıkarmak (kimya terimi).

Claw : Kapışmak. Pençe. Tırnaklamak. Tırnak. Sağım pençesi. Çekmek (zorlukla). Alıcı ve göstericide filmin aralı devinimine bağlı olarak çalışan, filmdeki deliklere girerek ya filmin pencere önünde düzgün durmasını ya da aralı devinim düzeneğine bağlı olarak bir resim boyu ilerlemesini sağlayan madenden çıkıntılar. (buna göre tutucu ve yürütücü tırnak çeşitleri vardır.). Pençe atmak. Makas.

 

Brought through : Hayatını kurtarmak. Kendine getirmek. Korunmuş. Ayıltmak.

Favor : İyilik. Lütfetmek. Desteklemek. Kabul etmek. Kayırmak. Bkz.favour. Şereflendirmek. Benzemek. Kıyak yapmak.

Befriend : Arkadaş olmak. Dostça davranmak. Elinden tutmak. Arkadaşlık etmek. Arkadaşça davranmak.

Help out synonyms : bear up, absolved, cleared, bare, abets, bear out, hold up, favors, assists, bring off, blankest, dismissing, disengage, bailed, assist at, feel up, brought out, have a bash at, claws, absolving, absolve, cast off, befriended, demobilised, demobilize, seise, fallen back on, bared, bruit about, blanker, come to the aid of, bring out, blank.