Heyallamak nedir, Heyallamak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Hayal etmek; tasarlamak; düşünmek; dalgınlıkla yanlış bir davranışta bulunmak; yanılmak.

Sezmek, fark etmek.

Heyallamak anlamı, kısaca tanımı

Heya : Arapça kökenli hayâ: hayâ; utanma; utanç

Heyal : Hayal.

Tasarlamak : Bir şeyin nasıl gerçekleşebileceğini düşünmek, zihinde hazırlamak. Bir taşın, bir ağacın kaba bölümlerini, çıkıntılarını almak.

Dalgınlık : Dalgın olma durumu. Dalgınca davranış. Derin uyku durumu.

Tasarlama : Tasarlamak işi.

Davranış : Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü. Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı.

Bulunmak : Bulma işine konu olmak. Bir yerde olmak. Herhangi bir durumda olmak.

Yanılmak : Tanımayarak, niteliğini iyi anlamayarak aldanmak. Sonucunu düşünmeden veya bilmeden uygunsuz bir davranışta bulunmak.

Düşünmek : Aklından geçirmek, göz önüne getirmek. Zihniyle arayıp bulmak. Akıl etmek, ne olabileceğini önceden kestirmek. Bir şeye karşı ilgili ve titiz davranmak. Tasalanmak, kaygılanmak. Bir sonuca varmak amacıyla bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki ilgilerden yararlanarak düşünce üretmek, zihinsel yetiler oluşturmak, muhakeme etmek. Tasarlamak. Farz etmek.

 

Yanılma : Yanılmak işi.

Düşünme : Düşünmek işi, tefekkür. Duyum ve izlenimlerden, tasarımlardan ayrı olarak aklın bağımsız ve kendine özgü durumu. Karşılaştırmalar yapma, ayırma, birleştirme, bağlantıları ve biçimleri kavrama yetisi.

Bulunma : Bulunmak işi.

Davranı : Bir oyuncunun sahnede yüz ya da gövde hareketleriyle bir anlatıma yönelmesi. Aristoteles'e göre, tragedyanın altı özelliğinden biri olan davranı'da yazarın tragedya kahramanında dört şey araması gerekir: a. Kahramanın davranışı iyi olmalı . b. Kahramanın davranışı doğru olmalı c. Kahramanın davranışı gerektiği gibi olmalı. d. Kahramanın davranışında bir bütünlük (birlik) olmalı. Sahnede bir oyuncunun yüz ya da gövde hareketleriyle bir anlatıma gitmesi. Bir görüşmede, görüşülenlerin araştırma konusundaki ilk yargılarında payı bulunan, görüşmecinin dış görünüşü ve yaklaşımından kaynaklanan kişisel durum.

Dalgın : Çevresinde olup bitenleri fark edemeyecek kadar düşünceye dalan. Kendinden geçmiş bir durumda. Dikkatini belirli bir konu üstünde toplayamayan.

Sezmek : Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş veya olacak bir şeyi anlamak, kestirmek, hissetmek. Anlamak, fark etmek.

Yanlış : Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu, yanılgı, hata. Biçimsel düşünme yasalarına uymayan, düşünülen şeyle uyuşmayan. Hatalı bir biçimde. Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymayan, aykırı olan, hatalı.

Davran : “. “Hazır ol, hazırlan” anlamında kullanılan bir isim. “İşe giriş, el at, başla” anlamında kullanılan bir isim. Hazırlık.”.

Yanıl : Kırmızı, pembe, pembeleşmiş. Kulakları sarı ya da kahverengi keçi. [Bakınız: yanal, yanal].

Yanlı : Yandaş.

Davra : Saban kılıcını sıkan çivi.

Diğer dillerde Hexwound anlamı nedir?

Osmanlıca Hexwound : altıgen sargılı