Hiz nedir, Hiz ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ürkek, duygulu: Tavşan öyle hiz hayvandır ki ufak bir pıtırtıdan kaçar.

Anlayışlı: Ne hiz çocuk.

Siz.

Hiz hakkında bilgiler

Hîz oğlanı, hîz oğlan veya kısaca hîz; Osmanlı İmparatorluğu'nda seks işçisi erkek. Hîz oğlanlarının oluşturduğu esnaf grubuna hîzan denirdi. Hîz oğlanlarının bir kısmı mesleklerini hamamlarda icra ettikleri için, zamanla hamam oğlanı kavramı da aynı anlamda kullanılmaya başlandı. Hîz oğlanı kavramı, modern Türkçedeki "ibne" sözcüğüne benzer şekilde, alay veya küçümseme amaçlı da kullanılıyordu. Hîz oğlanlarından Dellaknâme-i Dilgüşâ adlı 17. yüzyıla ait bir el yazmasında bahsedilir. "Gönüller açan tellaklar kitabı" anlamına gelen ve İstanbul'da hamamlardan sorumlu en yüksek otorite olan 'hamamcılar kethüdası' Derviş İsmail tarafından yazılan eserde, İstanbul'un toplam 408 hamamında çalışan 2.321 tellaktan ve hîz oğlanı olarak çalışan on bir tellaktan bahsedilir.

Hiz anlamı, tanımı

Kullanılma : Kullanılmak işi

El yazması : Basım tekniğinin gelişmediği dönemlerde elle yazılmış kitap.

İmparator : Bir imparatorluğu yöneten kimse, ilhan.

Küçümseme : Küçümsemek işi.

Anlayışlı : Anlayışı olan, ferasetli, izanlı, zeki. Hoşgörülü bir biçimde. Hoşgörülü.

 

İstanbul : Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Osmanlı : XIII. yüzyılda Osman Gazi tarafından Anadolu'da kurulan ve Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dağılan büyük Türk imparatorluğunun uyrukları. Düşündüğünü çekinmeden, açıkça söyleyen, bulunduğu toplulukta yetki sahibi olan.

Otorite : Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı ya da gücü, yetke, sulta, velayet. Çalışmalarıyla kendini kabul ettirmiş, başarılı kimse. Siyasi veya idari güç.

Hamamcı : Hamam işleten kimse. Boy abdesti alması gereken kimse.

Pıtırtı : Çok hafif patırtı, hafif gürültü.

Kethüda : Zengin kimselerin ve devlet büyüklerinin buyruğunda çalışan, onların birtakım işlerini gören kimse, kâhya.

Anlayış : Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.

Sorumlu : Üstüne aldığı veya yaptığı işlerden dolayı hesap vermek zorunda olan, sorumluluk taşıyan (kimse), mesul.

Duygulu : Duygusu, duyarlığı çok olan, kolay duygulanan, içli, duyar, hassas.

Zamanla : Aradan süre geçtikçe, giderek.

Çalışan : Çalışma işini yapan kimse. Bir iş yerinde ücret karşılığında görev yapan kimse, personel, eleman. Mardin şehrinde, Ömerli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

İsmail : Tanrı'yı işiten. Kutsal kitaplarda adı geçen, İbrahim Peygamberin oğlu olan İbrani peygamberi. Erzurum kenti, Hınıs ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

 

Derviş : Bir tarikata girmiş, onun kurallarına ve törelerine bağlı kimse, alperen. Alçak gönüllü ve her şeyi hoş gören kimse. Kırlangıç balığının küçüğü. Yoksulluğu, çilekeşliği benimsemiş kimse.

Tellak : Hamamda insanları keseleyip yıkayan erkek. Hizmetçi.

Yüzyıl : Yüzyıllık süre, asır. İçinde yaşanılan zaman. Milat başlangıç alınarak 1-100, 101-200, 201-300 vb. olarak sayılan yüzyıllık dönem.

Diğer dillerde Hiyovertebrotomi anlamı nedir?

İngilizce'de Hiyovertebrotomi ne demek ? : hyovertebrotomie