İbade nedir, İbade ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Üç etek denilen giysi.

Pamuklu kumaştan yapılan, kolsuz, uzun hırka.

İbade ile ilgili Cümleler

  • Tarikatımız ibadetlerinde sadece Zebur'daki ilahileri okumaktadır.
  • İnsanlar ölümden korktuğu için mi yoksa ölümden sonra ya ahiret varsa korkusu yüzünden mi ibadet eder?
  • Onlar her Pazar ibadet ederler.
  • Camide hiç ibadet ettin mi?
  • Yeni Yıl Günü birçok Japon ibadet etmek için türbeye giderler.
  • Kilise ibadet edilen bir yerdir.
  • Sabah ibadeti saat on birde başlar.
  • Camide ilk defa ibadet ediyorum.
  • Ne diye inananların ibadetine aşırı derecede çirkin iftira atıyorsun?
  • Size o konuda karışmam sadece söylerim, o sizin kişisel hayatınız, ister ibadet yaparsınız ister yapmazsınız.

İbade ile ilgili Atasözü veya Deyim

ibadet de gizli, kabahat de : “yapılan iyilikler göstermelik olmamalı, işlenen suçlar, ayıplar açığa vurulmamalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

ibadet etmek : bir dinin buyruklarını yerine getirmek.

İbade anlamı, tanımı

İbad : [Bakınız: İbat]

İbadetgah : Tapınak.

İbadet : Bir dinin buyruklarını yerine getirme.

İbadethane : Tapınak.

Pamuklu : Pamuk ipliği veya başka iplikler karıştırılarak dokunmuş (kumaş). Yüzüyle astarı arasına pamuk yayılarak dikilen hırka.

Üç etek : Genellikle köylü kadınlarının giydiği üç ayrı etekten oluşmuş özel bir giysi.

 

Kolsuz : Kolu olmayan. Kol geçirilmemiş olan (giysi).

Kolsu : Kolu andıran, kola benzeyen, kol gibi.

Kumaş : Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma. Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme.

Pamuk : Ebegümecigillerden, koza biçimindeki meyvesi üç, dört, beş dilimli olan, sıcak bölgelerde yetişen tarım bitkisi (Gossypium). Bu tellerin işlenmiş biçimi. Yere serili halı, kilim vb. yaygıların üzerinde oluşan, uçuşabilen toz kümecikleri, hav. Bu bitkinin işlenmiş biçiminden yapılmış. Bu bitkinin tohumlarının çevresinde oluşmuş ince, yumuşak tellerin adı.

Hırka : Genellikle soğuktan korunmak için giyilen, kumaştan, bazen içi pamukla beslenmiş, ceket biçiminde, önden açık, kollu üst giysisi. Genellikle soğuktan korunmak için giyilen, kumaştan, bazen içi pamukla beslenmiş, ceket biçiminde giysi. Dervişlerin giydikleri üst giysisi.

Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.

Hırk : Sürülüp dinlenmeye, nadasa bırakılan tarla. Daha bitek olması için tarlanın ikinci defa sürülmesi. (Üreğil Çankaya Ankara).

Etek : Bedenin belden aşağısına giyilen, değişik biçimlerde, genellikle kadın giysisi, eteklik. Yağmur sularının, çatının bazı yerlerinden içeri sızmasını önlemek için yapılmış olan saç örtü. Dağ, tepe, yığın vb. yamaçlı şeylerin alt bölümü. Giysinin alt kenarı. Çadır, kanepe örtüsü gibi kumaştan olan şeylerin yere sarkan bölümü. Giysinin belden aşağıda kalan bölümü. Edep yeri.

Deni : Alçak, kötü, kişiliksiz (kimse).

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

 

Kuma : Aynı erkekle evli olan kadınların birbirine göre adı, ortak.

Uzun : İki ucu arasında fazla uzaklık olan, kısa karşıtı. Ayrıntılı olarak, derinlemesine. Başlangıcı ile bitimi arasında fazla zaman aralığı olan, çok süren. Ayrıntılı.

Üç : İkiden sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 3 ve III rakamlarının adı. İkiden bir artık. Üç (bk. üc, üj, üş).

Diğer dillerde İatrogenik bulaşma anlamı nedir?

İngilizce'de İatrogenik bulaşma ne demek ? : iatrogenic contamination