İcab nedir, İcab ne demek

İcab; Hukuk alanında kullanılan bir kelimedir.

Hukuk terimi olarak sözlük anlamı:

ister.

önerme, öneri, ~a da’vet: önermeye çağırı ,~ yapmak, -da bulunmak: önermek.

İcab ile ilgili Cümleler

  • Tom'un bunun icabına bakabileceğini umuyorum.
  • Tom, acentenin menfaatı icabı işi bırakmalıdır.
  • Tanrım beni yeter ki arkadaşlarımdan koru, düşmanlarımın icabına kendi başıma da bakabilirim.
  • Ali Mary'ye formalite icabı bir öpücük verdi.
  • “Fakat kâbus içinde bunalmış bir kimse gibi bir türlü bu davete icabet edemez.”
  • Tom'un icabına bakmak zorunda kaldım.
  • Şu gürültünün icabına bakın.
  • Tom'un icabına ben bakarım.

İcab ile ilgili Atasözü veya Deyim

davete icabet etmek : çağrılı olduğu yere gitmek.

icabet etmek : çağrı üzerine gitmek, katılmak bir buyruğa, bir isteğe uygun olarak davranmak.

icabına bakmak : gereğini yerine getirmek Mecaz anlamı bir kimseyi yok etmek, ortadan kaldırmak.

İcab kısaca anlamı, tanımı

İcabet : Bir çağrıyı yerine getirme, bir çağrıya gitme. Bir buyruk veya isteğe uyma, kabul etme, razı olma

İcabında : Gerekince, gerekirse.

Bulunmak : Bulma işine konu olmak. Bir yerde olmak. Herhangi bir durumda olmak.

Bulunma : Bulunmak işi.

Önermek : Tavsiye etmek. Bir sorunu çözmek üzere bir şey öne sürmek, teklif etmek.

 

Yapmak : Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Yol almak. Davranmak, hareket etmek. Üretmek. Bir durum yaratmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Salgılamak, çıkarmak. Edinmek, sahip olmak. Olmasına yol açmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Olmak. Gerçekleştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Onarmak, tamir etmek. Evlendirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Dışkı çıkarmak.

Önerme : Önermek işi. Kabul edilmesi için öne sürülen düşünce, teklif. Bir savı öne süren veya bir durumu dile getiren cümle, belli bir yorumda belli bir doğruluk değeri kazanan düzgün deyim, kaziye.

Öneri : Bir sorunu çözmek üzere öne sürülen görüş, düşünce, teklif. İncelenmek için ileri sürülen şey, teklif.

Yapma : Yapmak işi. Yapay. Yapmacık. Tezek. Bulgurla yapılmış, yuvarlak ve yassı köfte. Sır, gizem. Elle biçim verilen tezek. Tezek, kerme (Çayağzı).

Davet : Çağrı, çağırma. Yemekli toplantı.

İster : Bir şeyin yapılabilmesinin veya olabilmesinin bağlı olduğu şey, gerek, icap, lüzum. Cümledeki görevleri aynı olan kelimelerin ayrı ayrı her birinin başına getirilerek herhangi birinin onanmasında sakınca olmadığını anlatan bir söz.

Öner : Yön. Sıra. Önde gelen, başta gelen kimse.

Dave : Dava. Mesele.

Da : Doğrulama, uygun bulma, evet. [Bakınız: dahacık, dâhacık]. Daha anlamında kullanılır. Şaşma bildirir ünlem. Değil mi ya anlamında kullanılır. İşte, orada, şurada. Genellikle cümle sonlarında çeşitli anlamlarda kullanılan ünlem. Bağlama ve kuvvetlendirme edatı. Daha, henüz. Da, dahi (bk. de). Dağ. Dahi, da. Henüz. Dağı. Dağa. Daha.

Diğer dillerde Ic anlamı nedir?

İngilizce'de Ic ne demek ? : inspiration capacty, ic