İnandık nedir, İnandık ne demek
İnandık; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir kelimedir.
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Nişan töreninde her iki tarafın birbirlerine verdikleri armağan.
Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:
Bingöl ili, Yenibaşak bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Çankırı ili, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Sivas ili, Celâlli nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
İnandık ile ilgili Cümleler
- Çok inandırıcı görünmüyor.
- Ben kendime inandım.
- İnandırıcı olmak istiyorsan insanlara sadece inandıkları şeyleri söyle.
- Sana inandığımı bilmeni istiyorum.
- Ona inandığımı düşünüyorum.
- İnandığım şey o.
- İnandığım şeyi söylüyorum ve genelde yanılmam.
- Bana inandığın için teşekkürler.
- O inandırıcı geliyor mu?
- Gerçekten buna inandın mı?
- İnandığın şey için dövüşmen gereken zamanlar vardır.
- Ben uzun süre inanılmaz biçimde büyük bir saflıkla bu söze inandım.
- İnandığım şeylerin kıymeti kaldı mı?
- Hepimiz onun suçlu olduğuna inandık.
- İnandırıcı olmak istiyorsan insanlara sadece inandıkları şeyleri söyle.
- Genelde Noel Baba'ya inananların Tanrı'ya da inandıkları düşünülür.
- "Simya" kelimesi günümüz Japonya'sında, inandıkları hiçbir ahlâk değeri olmayan siyasetçilerin veya din madrabazlarının gayr-ı ahlâki yollardan para kazanmalarını ifade etmek sadedinde münhasıran mecazi manasıyla kullanılır.
- Tom'a inandık.
İnandı ile ilgili Cümleler
İnandık tanımı, anlamı
İnandı : Mardin şehri, Kızıltepe ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi
İnan : İnanmak işi. Bir kimse veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme. Tanrı'ya duyulan sınırsız inanış, iman, itikat.
Yerleşim yeri : Bir toplumsal kümenin ya da daha kalabalık bir nüfus topluluğunun, yaşamak ve ekonomik etkinliklerini sürdürebilmek amacıyla seçip yerleştikleri kent, kasaba, köy ya da daha küçük bir yer.
Yenibaşak : Bingöl şehrinde, Yenibaşak bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Yerleşim : Yerleşme, iskân.
Çankırı : Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
Celalli : Sert ve öfkeli kimse. Coşkun. Hırçın. Kastamonu şehrinde, Şenpazar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Sivas kenti, Celâlli bucağına bağlı bir bölge.
Armağan : Birini sevindirmek, mutlu etmek, onurlandırmak, kutlamak için veya anı olarak verilen şey, hediye, dürü. Bağış, ihsan. Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser. Ödül.
Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.
Nahiye : Bucak. Bölge.
Bingöl : Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
Birbir : Yabancı olmayan, akraba, yakın. Akraba, yakın.
Sivas : Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
Nişan : İşaret, iz, belirti, alamet. Nişanlanma sırasında yapılan tören. Evlenmek üzere birbirine söz verme, nişanlanma. Kurşun, taş ve benzerleri ile vurulmak istenen hedef. Hedefi vurmak için silah, ok vb.ne gerekli doğrultuyu verme. Devlet nişanı. Nişan, nişanlanma sırasında yapılan tören. Nişan, akit olarak verilen eşya. [Bakınız: ferman]. Osmanlılarda 1832'den sonra hizmet ve yararlık karşılığı olarak bir kişiye verilen madalya. İm, iz, belirti.
Verdi : Bir borudan bir saniyede geçen suyun miktarı. Bir iletken telden bir saniyede geçen elektriğin miktarı.
Tören : Bir toplulukta, üyelerin belli bir olayı, kişiyi veya değeri ayırt edip sembolleştirmesi, bunların anlam ve öneminin güçlendirilmesi amaçlarıyla düzenlenen hareket dizisi, merasim. Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi sebeplerle yapılmış olan toplantı, merasim, seremoni.
Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.
Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.
Celal : Büyüklük, ululuk. Öfke, kızgınlık.
Birim : Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.
Diğer dillerde İnanç öyküncesi anlamı nedir?
İngilizce'de İnanç öyküncesi ne demek ? : belief fabulate

Bu kısımda İnandık nedir? İnandık ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca İnandık tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz İnandık hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.