İridosit nedir, İridosit ne demek

İridosit; Biyoloji alanında kullanılan bir kelimedir.

Biyoloji'deki anlamı:

[Bakınız: iridofor].

Teknik terim anlamı:

Balık ve bazı kafadan ayaklıların integümentlerinde bulunan guanin içeren yansıtma hücresi, iridofor, okrofor.

İridosit anlamı, kısaca tanımı

Kafadan ayaklılar : Çok hücrelilerden (Metazoa), yumuşakçalar (Mollusca) dalından, başlarının ön bölgesinde kaslı, çekmenli ya da çengelli uzun kolları bulunan, gözleri iyi gelişmiş, başlarının altındaki bir huniden fırlatılan suyun basıncı ile hareket eden, vücudun iç bölgesine yerleşmiş iç iskelet hâlinde küçük bir kabuğu bulunan, hepsi ayrı eşeyli, denizlerde yaşayan, tehlike karşısında mürekkep bezinden kara renkli sıvı salgılayan türleri olan bir sınıf. Ahtapot (Octopus), mürekkep balığı (Sepia officinalis), loligo (Loligo), notilus (Nautilus) iyi bilinirler. Mürekkep balıkları. (Eş anlamlısı: mürekkep-balıkları), Cephalopoda, notilus (Nautilus) iyi bilinirler

İridofor : Bazı kafadan ayaklıların derisindeki janjanlı hücreler. Balıklarda ve sürüngenlerde gümüş rengi ya da janjanlı olan ve guanin kapsayan granuller. İridosit, okrofor. İridosit.

Yansıtma : Yansıtmak işi. İletme, duyurma.

Kafadan : Zihinden, belleğini kullanarak.

Okrofor : [Bakınız: iridofor]. İridosit.

 

Guanin : DNA ve RNA'nın yapısına giren bir pürin bazı, guanozin nükleotit. DNA ve RNA’nın yapısına katılan bir pürin bazı. Balıklarda dermis tabakasında bulunan, gümüş-beyaz veya yanar döner mavi-yeşil renk tonlarını veren bir renk pigmenti. DNA ve RNA’nın yapısına giren bir pürin bazı, guanozin nükleotit.

Ayaklı : Ayağı olan. Bir destekle yere dayanan. Ayakla işletilen.

Hücre : İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. Küçük oda. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.

Balık : Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı. Zodyak üzerinde Kova ile Koç arasında yer alan takımyıldızın adı.

İçere : İçeri.

Yansı : Bilgisayar veya tepegözle hazırlanan saydamın yansıtılmasıyla perdede ortaya çıkan görüntü. Akis. Işığın parlak bir yere çarpıp geriye doğru yön değiştirerek kaynağını göstermesi, inikâs. Tepke.

Balı : Büyük kardeş: Balı beni size götür. Sevgi gösterilen kimselere denir: Nerden gelin balı ?. Veli, ermiş. Bağlı. Aşık kemiği. Aşık kemiğinin düz tarafı: Herifin aşığı yine bâlı geldi. Bari, keşke, hiç olmazsa, öyle ise. Büyük kardeş. Sevgi gösterilen kimse. Bolu kenti, Kıbrıscık belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Ordu şehri, Kumru ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Zonguldak kenti, Ereğli ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

 

Kafa : İnsan başı, ser. Kavrama ve anlama yeteneği, zekâ, zihin, bellek. Hayvanlarda genellikle ağız, göz, burun, kulak vb. organların bulunduğu vücudun en ön bölümü. Görüş ve inançların etkisi altında beliren düşünme ve yargılama yolu, zihniyet. Çocuk oyunlarında kullanılan zıpzıp taşının veya cevizin büyük boyu. Mekanik bir bütünün parçası.

İçer : Oda, oturma odası.

Ayak : Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.

Bazı : Birtakım, kimi. Bazen.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Diğer dillerde İridosit anlamı nedir?

İngilizce'de İridosit ne demek ? : iridocyte