Junction türkçesi Junction nedir

  • Ağız.
  • İki nesnenin birleştiği yer.
  • Birleşme yeri.
  • Kesişme noktası.
  • Bağlama.
  • Dörtyol ağzı.
  • Yol ağzı.
  • Kavşak.
  • Birleştirme.
  • Bilgisayar, fizik, jeoloji alanlarında kullanılır.
  • Bağlantı noktası.
  • Kıvrımların ya da kıvrım dizgelerinin birleştiği yer.
  • Buat.
  • Kesişim noktası.
  • Eklem.

Junction ile ilgili cümleler

English: The accident happened at this junction.
Turkish: Kaza bu kavşakta oldu.

English: A more plausible proposal is the one Leech presented in conjunction with Emmet's theory.
Turkish: Emmet'in teorisi ile bağlantılı olarak Leech'in sunduğu teklif en makulüdür.

English: Bribes are something that arises in conjunction with power organizations.
Turkish: Rüşvet güç örgütleri ile birlikte ortaya çıkan bir şeydir.

English: Go straight up the street for about 100 meters, and you will get to the junction of three roads.
Turkish: Caddede yaklaşık 100 metre kadar düz gidin, ve üç yollu kavşağa varırsınız.

English: After the junction take the motorway.
Turkish: Kavşaktan sonra otoyola git.

Junction ingilizcede ne demek, Junction nerede nasıl kullanılır?

Junction box : Bağlantı kutusu. Elektrik bağlantı kutusu. Ortak dalgalıktan bütün almaçlara dalgalık bağlantısı sağlayan aygıt. Buat. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Dağıtım kutusu.

 

Junction cable : Bağlantı kablosu. Jonksiyon kablosu. Birleştirme kablosu.

Junction coupling : Bağlantı kuplajı. Jonksiyon kuplajı.

Junction diode : Jonksiyon diyodu. Bağlantı diotu. Yarıiletken diyot.

Junction laser : Jonksiyon lazeri.

Junction point of network : Belirli iletişim protokolü kullanarak genellikle içinden geçen bilgiyi yöneten iletişim hatları arasındaki bağlantı noktası. Ağ kesişme noktası.

Alloy junction : Alaşım bağlantısı.

Junction rectifier : Bağlantılı doğrultucu. Jonksiyonlu doğrultucu.

Junction transistor : Jonksiyonlu transistör. Bağlantılı transistör. Jonksiyon transistoru. Jonksiyonlu transistor. Kavşak transistoru.

Beit lid junction : Beit lid kavşağı. Beit lid (orta israil'de bir kasaba) yakınlarında bir kavşak.

İngilizce Junction Türkçe anlamı, Junction eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Junction ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Crossing : Yol kesişmesi. Yaya geçidi. Geçişme. Üzerinden geçme. Kesişme. Kesit. Deniz yolculuğu. Geçit. Geçiş.

Linkages : Bağlantı. Eklemlenmiş mekanizmalar. Mafsallı mekanizmalar. Bağ.

Anastomosis : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Anastomoz. Uç birleştirme. Arterlerin, venlerin, sinirlerin, yaprak damarlarının ve vücudun birçok bölgesindeki çok ince uç dallarının birleşerek ağ meydana getirmesi. Bağlantı. Kesişerek ağızlaşma. Ağızlaşma. Arterlerin, venlerin, sinirlerin ve vücudun birçok bölgesindeki kılcal damarların birleşerek ağ meydana getirmesi. Geçit şebekesi. İki vücut parçasını birleştirme operasyonu.

 

Cutting edge : Kesici kenar. Kesici ağız. Keskin kenar. Bıçak-kepçe ağzı. Kesici yüz. Zayıflatmak. En gelişmiş aşama. En öndeki yer. Bıçağın ekin tarafı. Dişçiliğe ait el aletinin keskin çalışma açıcı.

Bonding : Öğecikler arasında nicem yasalarına göre devinen eksiciklerin, durularına dayalı kimyasal kuvvetler oluşması. Bağlar. Yapıştırmak. Tutturma. Atom ya da atom kümelerinin, bağımsız moleküller oluşturmak üzere birbirileriyle bağ yapmaları. Antrepoya koymak. Bağlayan. Birbirine bağlanma. Sahil duvarı.

Roundabout : Dolambaçlı yol. Göbekli kavşak. Tombul. Toplu. Ceket. Dolaylı. Dolambaçlı. Dolaşık. Atlıkarınca. Dolaylı bir şekilde meramını anlatma.

Confluences : İzdiham. İki akarsuyun karşılaşıp birbirlerine karıştıkları nokta. Irmakların birleşmesi. Kalabalık. Birlikte akma. Birleşme. Bir arada akma.

Articulation : Boğumlanma. Bitiştirme. Boğumlama. Net telaffuz. Berrak söyleyiş. Telaffuz. Temiz ifade. Söyleme. Tiyatro konuşmasının temel öğelerinden biridir. konuşma organlarımızın (damak, dil, damak eteği, yanaklar, alt çene ve dudaklar) gırtlaktan gelen sese biçim vermek için topluca çalışması demektir.

Commissure : Birleşme noktası. Komisür. Birleşek. Ek yeri. Sinir lifi. İki organın birbiriyle birleşme yeri. İki parça arasındaki birleşme çizgisi. Komissür. Komisur.

Junction synonyms : junctions, inosculation, bindery, brinks, linkage, arthrosis, juncture, articulations, amalgamation, assembly, beaks, intersection point, confluence, crossroad, junc, connecting, hinge, lap joint, accent, traffic circle, cross road, trunk, unification, lith, spool box, binding together, affiliation, anchoring, clamping, port connection point, agglomeration, nexus, brink.

Junction zıt anlamlı kelimeler, Junction kelime anlamı

Separation : Kimya, madencilik, sosyoloji alanlarında kullanılır. Aralık. Ayrılma. Karı kocanın karşılıklı anlaşıp, eşin ve çocukların bakım ve desteklenmesi konularını bir çözüme bağlayarak evlilik birliğini bozmaları. Ayrılık. Ayrılış. Firkat. Ayırma. Müstakil olma. Boşluk.

Junction ingilizce tanımı, definition of Junction

Junction kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, the junction of two armies or detachments. Coalition. The act of joining, or the state of being joined. Union. The junction of paths. Combination.