Körelmek nedir, Körelmek ne demek

  • Keskinliğini yitirmek.
  • Değer, önem ya da yeteneğini yitirmek.
  • Ateş veya ışık sönecek duruma gelmek
  • Bir organ beslenemeyerek küçülmek, dumura uğramak.
  • Soyu tükenmek.
  • Suyu çekilmek.

"Körelmek" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Kuyu köreldi."
  • "Bıçak köreldi."
  • "Bu aile köreldi."

Yerel Türkçe anlamı:

Ateş ya da ışık yavaş yavaş sönmeye yüz tutmak.

Herhangi bir şey çekilip büzülmek, azalmak, tükenmeğe yüz tutmak.

Konuşurken sıkılmak, bozulmak.

Bıçak, balta gibi şeylerin ağızlan kesmez olmak, körlenmek.

Kaynak, suyu azalarak kurumaya yüz tutmak.

Diğer sözlük anlamları:

Körleşmek, sönmeğe yüz tutmak, eski şenliğini kaybetmek

Körelmek kısaca anlamı, tanımı:

Körelme : Körelmek işi. Bir organın beslenemeyerek küçülmesi, dumur.

Keskin : Kıvrak. Tiz (ses). Hassas. Dikkatli. Etkili, sert. Çok kesici, iyi kesen. Zampara. Kırıkkale iline bağlı ilçelerden biri. Kırıcı, incitici.

Yitirmek : Yanlış yola girmek, kaybolmak. Yakın birini ölüm sonucu kaybetmek. Ne olduğunu, nerede bulunduğunu bilememek, kaybetmek. Bazı nitelik veya özelliklerin yok olması durumuna uğramak, kaybetmek.

Çekilmek : Tartılmak. Uzaklaşmak, araya mesafe koymak. Bir işten, bir görevden kendi isteğiyle ayrılmak, istifa etmek. Geri gitmek, ricat etmek. Katılmamak, vazgeçmek. Kendini geriye veya bir yana çekmek. Katlanmak, üstlenmek, tahammül etmek. Azalmak. Bir yerden uzaklaşmak, bir yere uğramamak. Yok olmak. Parça hâlindeki et kıyma biçimine getirilmek. Çekme işi yapılmak.

 

Ateş : Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Büyük üzüntü, acı. Öfke, hırs, hınç. Tutuşmuş olan cisim. Tehlike, felaket. Patlayıcı silahların atılması. Coşkunluk.

Işık : Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb. Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç. Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı. Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk. Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma. Aydınlanmak için kullanılan elektrik.

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır.

Gelme : Yetişme. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Gelmek işi. Gelmiş olan.

Suyu : Herkesçe duyulma, yayılma.

Değer : Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet.

 

Önem : Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu, ehemmiyet.

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

Tükenmek : Bitmek, sona ermek, kalmamak. Verimliliğini yitirmek, söyleyecek sözü kalmamak. Güçsüzleşmek, bitkinleşmek, yılgınlaşmak.

Diğer dillerde Körelmek anlamı nedir?

İngilizce'de Körelmek ne demek? : v. atrophy, rust, become blunt

Fransızca'da Körelmek : s'atrophier

Almanca'da Körelmek : v. verknöchern, verkümmern, versauern, vertauben

Rusça'da Körelmek : v. угасать, атрофироваться, отмирать, отмереть