Kürüşlemek nedir, Kürüşlemek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Zengin olmak, çok para biriktirmek: Ahmet Efendi çok kürüşledi.

Tavuk tüy dökmek.

Varlıklı olmak.

Kürüşlemek kısaca anlamı, tanımı

Kürü : Eşek yavrusu, sıpa. [Bakınız: kırı]. [Bakınız: kürük]. Yumurta. Balık yumurtası, havyar. At yavrusu

Kürüş : Balık yumurtası, havyar. Küçük kulaklı koyun, keçi. Antalya ili, Serik belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Biriktirmek : Toplayıp yığmak. Bir şeyi ölçülü kullanarak artırmak, tasarruf etmek. Öğrenme, yarar sağlama vb. sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek, koleksiyon yapmak.

Biriktirme : Biriktirmek işi.

Tüy dökme : Kanatlıların tüylerinin azaldığı ve onların yerine yeni tüylerin çıktığı zaman.

Varlıklı : Zengin.

Zengin : Parası, malı çok olan, varlıklı, varsıl, variyetli, fakir, yoksul karşıtı. Verimli. Yararlı veya kendisinden beklenilen, istenilen nitelikleri çok olan. Çok, bol. Gösterişli.

Efendi : Günümüzde bey unvanından farklı olarak özel adlardan sonra kullanılan ikinci derecede bir unvan. Koca. Eğitim görmüş kişiler için özel adlardan sonra kullanılan unvan. (efe'ndi) Erkekler için kullanılan bir seslenme sözü. (efe'ndi) Hizmetlilere seslenilirken kullanılan bir söz. Buyruğu yürüyen, sözü geçen kimse. Görgülü, nazik, kibar.

 

Dökmek : Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.

Varlık : Var olma durumu, mevcudiyet. Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey. Para, mal, mülk, zenginlik, variyet. Var olan her şey. Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı, popülasyon. Önemli, yararlı, değerli şey. Ömür, hayat.

Ahmet : [Bakınız: ehmet]. Övülmeye layık, övülmüş.

Birik : İki tekerlekli araba. Arı. Eş, benzer. Örümcek ağı. Çocukların koşarak oynadıkları bir oyun.

Tavuk : Sülüngillerden, eti ve yumurtası için üretilen kümes hayvanı (Gallus).

Dökme : Dökmek işi. Dökme yük. Kalıba dökülmek yoluyla yapılmış. Bir yerden bir yere dökülen, aktarılan. Kapların içinde olmayan, yığın biçiminde ortaya dökülmüş olan.

Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.

 

Zengi : Değirmen oluğunun altına konulan tek parça ağaç. Üzengi. Sivas şehrinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Varlı : Varlıklı. [Bakınız: varlu]. Kars kenti, Digor ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Olma : Olmak işi.

Diğer dillerde Kürsü sözenliği anlamı nedir?

Fransızca'da Kürsü sözenliği nedir ? : eloquence delà tribune ou eloquence politique