Kıvrandırmak nedir, Kıvrandırmak ne demek

  • Kıvranmasına neden olmak.
  • Çok üzmek, acı çektirmek

"Kıvrandırmak" ile ilgili cümle

  • "Havaların çok sıcak gitmesinden mi yoksa bu sıcaklarda abur cubur yediğim için mi, bilemem, dört gün önce birdenbire kıvrandırıcı bir ağrıyla yatağa düştüm." - N. Hikmet
  • "Beni kıvrandırmak hoşuna mı gidiyor?" - T. Buğra

Kıvrandırmak tanımı, anlamı:

Kıvranma : Kıvranmak işi.

Üzmek : Üzüntü vermek. Bir şeyi gerip çekerek gevşetmek, sürterek aşındırmak.

Çektirmek : Çekme işini yaptırmak. Birini sıkıntılı duruma sokmak, içinden çıkılamaz duruma düşürmek.

Neden : Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum, sebep. Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; niçin. Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet.

Olmak : Yaklaşmak, gelip çatmak. Herhangi bir durumda bulunmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Yol açmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Yitirmek, elinden kaçırmak. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Sarhoş olmak. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Bulunmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Geçmek, tamamlanmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Gerçekleşmek veya yapılmak. Uymak, tam gelmek. Sürdürmek, yürütmek. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz.

 

Çok : Aşırı bir biçimde. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı.

Acı : Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Keskin, şiddetli. Tadı bu nitelikte olan. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem. Çarpıcı, göz alıcı (renk).

Diğer dillerde Kıvrandırmak anlamı nedir?

İngilizce'de Kıvrandırmak ne demek? : v. make suffer, agonize, pinch, convulse

Fransızca'da Kıvrandırmak : torturer