Kadak nedir, Kadak ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Küçük kardeş.
Ayakkabıların altına çakılan demir çivi, kabara.
Küçük çivi.
İlinti, eğreti dikiş.
Üç tanesi bir okka olan ağırlık ölçüsü.
Kadar.
Kopça, çıtçıt.
Tırpan ile sapı birbirine bağlayan çengel.
[Bakınız: kota(I)].
[Bakınız: kodak].
Kaydırak.
Eşek yavrusu, sıpa.
Yavru katır.
Manda yavrusu, malak.
Teknik terim anlamı:
Dökme çivi. (Muttalip Eskişehir).
Kadak anlamı, tanımı
Kada : Kardeş. Ağabey. Kız kardeş, abla. Küçük kardeş. Arkadaş. Teyze. Yeni doğmuş hayvan yavrusu. Gönül, naz. Konuşmaya engel olan dilbağı : Dili kadalı olduğundan konuşamıyor. Sıra: Ahmet'in kadasını sen mi savdın. Kadar (bk. gadâ, kada kadar). Kadar. Kadar, bk. kadê, kadâr
Kadak vurmak : Ağaç eşyalara ve yapı araçlarına parça eklemek : Kağnının okuna kadak vurdum. Tırpan sapının, tırpana sağlamca oturmasını sağlamak. (Amasya).
Kadaklamak : Çivilemek. Bağlamak, eklemek. Biçimine getirmek, işi yerinde yapmak. Meyveli dalların kırılmaması için destek koymak. İliştirmek, tutturmak.
Kadakmak : Ölmek, gebermek : Senin eşek kadaktı.
Eskişehir : Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
Ayakkabı : Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.
Kaydırak : Yassı, kaygan çakıl. Çocukların böyle bir taşı ayakla kaydırarak oynadıkları oyun. Çocuk bahçelerinde çocukların oturup kayarak eğlendikleri oyun aracı. Tomrukların kolay taşınması için dağdan kaydırıldığı yer.
Bağlayan : Temelde döviz kurları olmak üzere, altın, faiz, narh gibi fiyatların belirli bir düzeyde sabitleştiren.
Muttalip : Eskişehir şehri, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Ağırlık : Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
Ayakkab : Ayakkabı.
Muttali : Öğrenmiş, haber almış, bilgi edinmiş.
Birbiri : Karşılıklı olarak bir diğeri.
Eğreti : Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, geçici, muvakkat. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış bir biçimde. Belli belirsiz. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış olan. Uyumsuz, yakışmamış. Üstünkörü, ciddiye almadan. Takma.
Kabara : Dayanıklılık sağlamak amacıyla, ayakkabıların altına çakılan, yassı ve iri başlı demir çivi. Kumaş kaplı mobilyanın kenarındaki şeridin üzerine çakılan süslü çivi. Süs olarak odaların ahşap bölümlerine, türlü biçimler yapmak için çakılan iri başlı, sarı çivi.
Kardeş : Aynı anne babadan doğmuş veya anne babalarından biri aynı olan çocukların birbirine göre adı. Adı bilinmeyen kimselere söylenen bir seslenme sözü. Yaşça küçük olan çocuk. Aralarında değer verilen ortak bir bağ bulunanlardan her biri.
Birbir : Yabancı olmayan, akraba, yakın. Akraba, yakın.
Tırpan : Uzun bir sapın ucuna tutturulan, ot, ekin vb.ni biçmeye yarayan, hafifçe kıvrık, uzun çelik bıçak. Güreşte devirmek amacıyla rakibin ayak bileklerine hızla ayak vurarak yapılmış olan bir oyun.
İlinti : İki şey arasında ilgi, ilişki. Seyrek dikiş, teyel. İç sıkıntısı. İnsanlar arasındaki bağ.
Çıtçıt : Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne, fermejüp, kopça. Mobilya kapaklarını, kapıları kilitleme ve sürgülemenin dışında kapalı tutmaya yarayan ve az bir kuvvetle açılıp kapanmasını sağlayan iki parçalı metal veya plastik araç. Kadınların saçlarını daha uzun göstermek için taktıkları ek şaç.
Diğer dillerde Kaçma eğilimi anlamı nedir?
İngilizce'de Kaçma eğilimi ne demek ? : escaping tendency

Bu kısımda Kadak nedir? Kadak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kadak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kadak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.