Kanaat nedir, Kanaat ne demek

Kanaat; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Kanaat" ile ilgili cümleler

  • "Sınıfını geçeceğine kanaatim yok."
  • "Biz kanaatlerimizi açık söyleriz." - E. İ. Benice

Hukuki terim anlamı:

kanı.

Kanaat anlamı, kısaca tanımı:

Kanaat etmek : Yetinmek.

Kanaat getirmek : Kanmak, aklı yatmak, inanmak.

Kanaat gibi devlet olmaz : "elindekiyle yetinmesini bilen kişi yokluk nedir bilmez" anlamında kullanılan bir söz.

Kıt kanaat : "Yoksulluk içinde ve güçlükle geçinmek" anlamında kıt kanaat geçinmek deyiminde kullanılan bir söz.

Kanaatli : Kanaatkâr.

Kanaatsiz : Elindeki ile yetinmeyen.

Kanaatsizlik : Kanaatsiz olma durumu.

Aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz : "büyük şeyleri elde edebilmek için önce küçük şeylerle yetinmek gerekir" anlamında kullanılan bir söz.

Hoşnut : Bir davranış, bir durum veya bir kimseden memnun olan, yakınması olmayan.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

 

Kanıklık : Kanaatkârlık.

Yeter : Ünl. “Kâfi, yetişir, yeterli” anlamlarında bir söz. İhtiyacı karşılayacak kadar olan, kâfi.

Bulma : Bulmak işi.

Yetinme : Yetinmek durumu, kanaat, iktifa.

İsteme : İstemek işi.

Kanma : Kanmak işi.

İnanma : İnanmak işi.

Kanış : Aldanış, kanma. Kanı, kanaat. Kanma işi.

Kanı : İnanç, düşünce, kanaat.

İnanç : Tanrı'ya, bir dine inanma, akide, iman, itikat. Birine duyulan güven, inanma duygusu. Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma. İnanılan şey, görüş, öğreti.

Düşünce : İlke, yönetici sav. Tasa, kaygı, sıkıntı. Niyet, tasarı. Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. Dış dünyanın insan zihnine yansıması.

Kanaatkar : Azla yetinen, elindeki ile yetinen, kanık, kanaatli, yetingen. İlgili cümle: "“Ama üçüncü bekçi, onlara nazaran daha genç ve daha az kanaatkâr olan, yapılan haksızlığı sineye çekemedi.”" E. Şafak.

Kanaatkarlık : Azla yetinme durumu, kanıklık, yetingenlik.

Kanaatsizce : Kanaatsiz bir biçimde.

Kanaat ile ilgili Cümleler

  • O, para biriktirmek için yıllarca kıt kanaat geçindi.
  • En büyük nimet sağlık, en büyük zenginlik kanaat, en büyük bağ da vefadır.
  • Kanaate dayalı bir karar verdim.
  • O kıt kanaat geçiniyor ve asla bir kuruş biriktirmiyor.
  • Geçimimi kıt kanaat sağlıyorum.
  • O bir kuruş biriktirmeden kıt kanaat yaşıyor.
  • Kanaate dayalı bir karardı.
  • Artık kıt kanaat geçinmek zorunda olmayacakları zamanı dört gözle bekliyorlardı.
  • O, kıt kanaat geçinirdi.

Diğer dillerde Kanaat anlamı nedir?

İngilizce'de Kanaat ne demek? : n. opinion, reading, conviction

Fransızca'da Kanaat : contentement [le], sobriété [le]; conviction [la]

Almanca'da Kanaat : n. Gutdünken

Rusça'da Kanaat : n. нетребовательность (F), мнение (N)