Kavzamak nedir, Kavzamak ne demek

  • Sıkı tutmak, kavramak.
  • Korumak, muhafaza etmek

Yerel Türkçe anlamı:

Karşısındakine im vermek için bir yerini hafifçe çimdiklemek: Bacağımı kavzadığın zaman iş işten geçmişti.

Acıyan yeri tutmak.

Korumak.

Bir şeyin yerini değiştirmek, başka yere götürmek: Şu kitapları benim odama kavzasan iyi olur.

Diğer sözlük anlamları:

Kavramak, yakalamak

Kavzamak tanımı, anlamı:

Tutmak : Gereğini yapmak, yerine getirmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Bir kimsenin yerini almak. İşgal etmek. Biriktirmek, tasarruf etmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Hedef olarak almak. İş görebilmek. Başlamak. Kaplamak. Beklenen sonucu vermek. Sunmak. Denetimi ve yetkisi altına almak. Uğramak. Ele geçirmek, yakalamak. Bırakmamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Ulaşmak, varmak. Avlamak. Sarmak, bürümek. Hizmetine almak veya kiralamak. İzlemek. Benimsemek, beğenmek. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Sürmek, zaman almak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Kullanmak. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Kapatmak, sarmak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Bir şey düşünmek. Elde bulundurmak, ele almak. Varsaymak, farz etmek. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. Yaklaştırmak. Bağlamak. Alacağa veya vereceğe saymak. Uygun gelmek, çelişmez olmak.

 

Kavramak : Elle sıkıca tutmak. Motorlu araçlarda lastik yolu kavramak. Motorlu araçlarda debriyaj pedalı görev yapmak. Bir nesne veya düşünceyi her yönünü anlamak, iyice anlamak.

Korumak : Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek. Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek. Tehlikeli, zararlı durumları önlemek. Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek. Karşılamak, denk gelmek. Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek. Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek.

Muhafaza : Koruma, saklama, korunum.

Sıkı : Disiplin. İyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, tıkız, gevşek olmayan. Sıkıca, iyice. Dar. Zorlayıcı durum. Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan. Güçlü ve çabuk, hızlı. Yoğun. İlkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı. Cimri. Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü. Zorlu, güçlü ve etkili.

 

Etmek : Küçük veya büyük abdestini yapmak. Kötülükte bulunmak. Herhangi bir değerde olmak. Bir işi yapmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Demek, söylemek. Bulmak, erişmek. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Eşit değer kazanmak.

Diğer dillerde Kavzamak anlamı nedir?

İngilizce'de Kavzamak ne demek? : (-i durum ekiyle kullanılan fiil), halk ağzında