Kaynanadili nedir, Kaynanadili ne demek

  • Bir iğne oyası motifi
  • Dil biçiminde yassı ve dikenli dalları olan bir tür kaktüs.

Yerel Türkçe anlamı:

Bir çeşit kaktüs.

Kaktüs.

Bir iğne oyası örneği.

Sebze gibi yenen kırmızı renkli bir ot.

Biyoloji'deki anlamı:

Kaktüsgiller (Cactaceae) familyasından, gövdeleri yaprak şeklinde, yaprakları diken şeklinde olan, çiçekleri büyük ve sarı renkli, bakka tipi meyveye sahip, ülkemizin Batı ve Güney Anadolu sahillerinde yetişen, süs bitkisi olarak da kullanılan bitkiler. Hint inciri.

Fransızca'da Kaynanadili ne demek?:

no pal, figuier d'inde

Kaynanadili hakkında bilgiler

Kaynanadili (Opuntia), kaktüsgiller (Cactaceae) familyasında sınıflanan bitki cinsi.

Türkçede İngilizce'deki prickly pears (dikenli armutlar) adına benzer şekilde topluca dikenli incirler adı ile anılan türleri içeren Opuntia ve İspanyolcada cholla ortak adı ile anılan türleri içeren Cylindropuntia alt cinslerine ayrılan bu cinsin tipik türü, Türkçede "Eşek inciri", "Hint inciri", "Frenk inciri", "dikenli incir" ya da halk ağzında "kaynandili" olarak anılan Opuntia ficus-indica'dır.

Dikenli incirler (Opuntia alt cinsi), yassı ve yuvarlak bölümlerin eklemlenerek oluşturduğu gövdelere sahiptir. Cylindropuntia alt cinsinin türlerinde ise gövde bölümleri yassı değil, silindrik yapılıdır.

 

Gövdesi düz ve yassı büyük parçalar halinde eklemlidir ve üzerinde kabarcıklar bulunur. Büyük çiçekleri baharda ya da yaz başında açar. Olgunlaşmadan önce yeşil olan meyveleri, olgunlaştığında erguvani renge dönüşür ve yenilebilir. Gövdesi yaşlandıkça olgunlaşır. Bol güneş alan yerlerde fazla suya gereksinim duymadan yetişir. Her türlü toprağa uyum sağlayabilir.

Kaynanadili anlamı, tanımı:

Yassı : Yayvan ve düz.

Dikenli : Dikenli olan. Zor, çetin, sıkıntı veya üzüntü veren. Dikeni olan bitkilerin bulunduğu (yer).

Kaynana : Kocaya veya kadına göre birbirlerinin annesi, kayınvalide, hanımanne.

İğne : İki şeyi birbirine tutturmaya yarar ince, uzun, ucu sivri, metal araç. Dokunaklı söz. Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek amacıyla enjektör ucuna takılan, boru biçiminde, ucu keskin metal araç. Dikiş dikmeye yarayan, ince, ucu sivri, bir ucunda iplik geçecek deliği bulunan çelik araç. Bazı araçların ucu sivri parçaları. Oltanın ucundaki küçük çengel. Toplu iğnenin süs olarak kullanılan, iri başlı, renkli bir türü. Genellikle kadınların süs olarak elbiselerinin göğüs, yaka vb. yerlerine taktıkları süs eşyası. Bitkilerde yumurtacıkla tepecik arasındaki sapçık. Bazı böceklerin kendilerini savunmak için kullandıkları organ.

 

Motif : Bestenin bir parçasına çeşitli yönlerden birlik sağlayan belirleyici küçük birim. Yan yana gelerek bir bezeme işini oluşturan ve kendi başlarına birer birlik olan ögelerden her biri. Kendi başlarına konuya özellik kazandıran ögelerin her biri.

Biçim : Yakışık alan şekil, uygun şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Tarz. Herhangi bir şeyin benzeri.

Kaktüs : Kaktüsgillerden, yaprakları yayvan ve dikenli, güzel, parlak renkte çiçekler açan bir bitki, atlas çiçeği (Cactus).

Kaktüsgiller : İki çelenklilerden, sıcak ve kurak ülkelerde yetişen, gövdesi, yaprakları etli ve dikenli bir bitki familyası, atlas çiçeğigiller.

Familya : Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile. Aile. Karı, eş.

Sınıf : Çeşitli amaçlarla oluşmuş kümeler. Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü. Önemlerine, niteliklerine göre kişi veya nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri. Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği. Derslik. Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri. Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu, klas.

Bir : Sadece. Beraber. Bu sayı kadar olan. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Sayıların ilki. Aynı, benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Tek. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Eş, aynı, bir boyda. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bir kez. Ancak, yalnız.

Diğer dillerde Kaynanadili anlamı nedir?

İngilizce'de Kaynanadili ne demek? : prickly pear

Fransızca'da Kaynanadili : figuier d'Inde