Kenne nedir, Kenne ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Testi.

Şişe.

Barut yapmak için güherçile işlenen yer.

Sanki.

Lamba şişesi.

Kenne ile ilgili Cümleler

  • Bay Kennedy hatalarımızı belirtti.
  • Kennedy Havaalanı, lütfen.
  • Kennedy konu hakkında konuştu.
  • Yaşlı insanlar Kennedy suikastını hâlâ hatırlıyorlar.
  • John Kennedy sadece kırk üç yaşındaydı.
  • Öğleden sonra erken saatlerde Kennedy Havaalanına varmak istiyorum.
  • John Fitzgerald Kennedy'yi kim öldürdü?
  • Lyndon Johnson, John Kennedy öldürüldüğü zaman başkanlığı devraldı.
  • Annesi Kennedy ailesindendi.
  • John Fitzgerald Kennedy neden öldürüldü?
  • Kennedy, İkinci Dünya Savaşında bir Donanma kahramanı idi.
  • J. F. Kennedy Arlington mezarlığına gömüldü.
  • Dün gece Kennedy Center'da saatler süren konser TV'de canlı olarak yayınlandı.

Kenne kısaca anlamı, tanımı

Kennedy görüşmeleri : Tarife indirimlerinin tek tek madde temelinde değil, tümü üzerinden yapılması yönteminin benimsendiği, Gümrük ve Tarifeler Genel Antlaşması çerçevesinde 1964 ile 1967 yılları arasındaki özellikle ABD ve Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında tarife pazarlığının yoğun olarak yeraldığı ve düşürüme karşı verginin benimsendiği görüşmeler

Kennek : Taş ve kerpiç duvarların aralarına atılan ağaçlar.

Kennely heaviside tabakası : Radyo dalgaları tarafından delinemeyen güneş ışınlarından oluşmuş, yer yüzünden 160-320 km yukarısında olan elektron katmanı.

 

Kenneş : İnekleri çağırma ünlemi.

Kenneşmek : İnatlaşmak, kinlenmek. Danışmak, konuşmak.

Güherçile : Tarımda gübre, hekimlikte ilaç olarak kullanılan, barut vb. patlayıcı maddeler yapımına yarayan, beyaz renkte ve ince billurlar durumunda birleşik bir madde, potasyum nitrat (KNO3).

İşlenen : Bir komutta belirtilen ve üzerinde işlem yapılan veri öğelerinden her biri.

Yapmak : Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Yol almak. Davranmak, hareket etmek. Üretmek. Bir durum yaratmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Salgılamak, çıkarmak. Edinmek, sahip olmak. Olmasına yol açmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Olmak. Gerçekleştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Onarmak, tamir etmek. Evlendirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Dışkı çıkarmak.

Güher : Koyunların dağdaki yatacak yeri, ağıl. [Bakınız: Gevher].

Yapma : Yapmak işi. Yapay. Yapmacık. Tezek. Bulgurla yapılmış, yuvarlak ve yassı köfte. Sır, gizem. Elle biçim verilen tezek. Tezek, kerme (Çayağzı).

Barut : Ateşli silahla bir merminin atılmasına veya herhangi bir aracın fırlatılmasına yarayan, patlayıcı madde.

Testi : Geniş gövdeli, dar boğazlı, emzikli veya emziksiz olabilen, toprak, cam, metal vb. maddelerden yapılmış olan su kabı. Bu kabın alabileceği miktarda olan.

 

Lamba : Petrol gibi yanıcı bir madde yakarak veya elektrik akımıyla içindeki teller akkor durumuna geçerek ışık veren alet. Radyo ve televizyonlarda kullanılan, havası boşaltılmış veya içine düşük basınçlı bir gaz doldurulmuş cam, seramik veya çelikten ampul. Kapı, pencere kenarlarına açılan, genellikle dik açılı girinti.

Sanki : Farz edelim ki, güya. Sözüm ona, sözde. Soru cümlelerinde belirtilen konuya ilgiyi çekmek veya uyarıda bulunmak için kullanılan bir söz.

Sank : Gaflet.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Şişe : İçerisine sıvı konulan, cam veya plastikten yapılmış, dar ağızlı uzun kap. Bu kabın aldığı miktarda olan. Gaz lambasında fitil çevresine konulan cam koruyucu. Tavan tahtaları arasındaki açıklığı kapatmak için uzunluğuna çakılan çıta.

İşle : Nakış: İşle ipliğini aldım.

Test : Bir kimsenin, bir topluluğun doğal veya sonradan kazanılmış yeteneklerini, bilgi ve becerilerini ölçmeye ve anlamaya yarayan sınama. Bir hastalığın varlığını ve niteliğini anlamak için yapılmış olan laboratuvar araştırması. Doğru cevabın seçenekler arasından bulunmasına dayanan bir sınav türü. Biyolojik bir işlevi veya değişmez bir niteliği incelenen bireyin tepkisini, örnek olarak alınan normal bireyinkiyle karşılaştırarak ölçmeye ve değerlendirmeye yarayan yoklama.

Yer : Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Yerküre. Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Ülke. Durum, konum. İz. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.

Diğer dillerde Kengeryaprağı anlamı nedir?

İngilizce'de Kengeryaprağı ne demek ? : acanthus