Kinlenmek nedir, Kinlenmek ne demek

  • Öç almak istemek, kin tutmak

"Kinlenmek" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Kendi ettiği yetmiyormuş gibi evlatlarını da zehirliyor, bana karşı kışkırtıyor diye karısına kinlenmişti." - M. Ş. Esendal

Kinlenmek anlamı, kısaca tanımı:

İstemek : Bir şeyin kendisine verilmesini veya yapılmasını söylemek, dilemek. Evlenmek dileğinde bulunmak. İstek duymak, arzulamak. Görmek istediğini bildirmek. Gerek olmak.

Tutmak : Başlamak. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Kullanmak. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Sunmak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Sürmek, zaman almak. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Bir kimsenin yerini almak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Varsaymak, farz etmek. İş görebilmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. İşgal etmek. Uğramak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Avlamak. Bağlamak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Hizmetine almak veya kiralamak. Bırakmamak. Ele geçirmek, yakalamak. Kapatmak, sarmak. Beklenen sonucu vermek. Sarmak, bürümek. Kaplamak. Gereğini yapmak, yerine getirmek. İzlemek. Hedef olarak almak. Alacağa veya vereceğe saymak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. Yaklaştırmak. Elde bulundurmak, ele almak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Bir şey düşünmek. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Denetimi ve yetkisi altına almak. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Benimsemek, beğenmek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Ulaşmak, varmak.

 

Öç : Kötü bir davranış veya sözü cezalandırmak için kötülükle karşılık verme isteği ve işi, intikam.

Almak : Gidermek, yok etmek. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Kabul etmek. Yutmak, kullanmak. Kazanç sağlamak. Tat veya koku duymak. Kazanmak, elde etmek. Sürükleyip götürmek. Göreve, işe başlatmak. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. Yer değiştirmek. Ele geçirmek, fethetmek. İçeri sızmak, içine çekmek. Kısaltmak, eksiltmek. Soldurmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Görevden, işten çekmek. Örtmek, koymak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçecek veya sigara içmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Temizlemek. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Erkek, kadınla evlenmek. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Başlamak. İçine sığmak. Yolmak, koparmak. Çalmak.

Kin : Buğdaygillerde olduğu gibi yapraklarda sapın bir bölümünü uzunlamasına saran, geniş dış bölüm. Bıçak, kılıç vb. kesici araçların kabı.

Diğer dillerde Kinlenmek anlamı nedir?

İngilizce'de Kinlenmek ne demek? : (nesne almayan fiil)