Koma nedir, Koma ne demek

Koma; müzik, tıp alanlarında kullanılan bir terimdir. kökeni fransızca, yunanca dillerine dayanır.

  • Bazı hastalıklar, yaralanmalar, zehirlenmeler sırasında görülen anlama, duyma ve hareketin büsbütün veya az çok kaybolmasıyla beliren bilinç kaybı durumu
  • Eski Yunanlarda, eşit olmayan iki ses arasında kulakla seçilebilecek en küçük aralık.

Yerel Türkçe anlamı:

Küme, yığın, topluluk

1.bk. köme (II)-

Bak: Ali koma seninki geldi.

Küçük tümsek.

Küçük tümsek.

Haydi: Ali koma şu suyu doldur! Koma evimize git!

Dik bayır.

Bir erkekle evli olan iki kadın, kuma.

Gitar terimi olarak anlamı:

İki nota arasındaki yarım sesten küçük ses aralığı.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Bilinç kaybının eşlik ettiği derin uyku durumu.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Hemen hemen tüm hayvanlarda ölüme yakın dönemde biçimlenen bazen birkaç gün süren, organizmanın savunma mekanizmasının iflas ettiğini gösteren, çeşitli nedenlerle beynin etkilenmesiyle oluşan ilgisizlik ve bilincin tamamen kaybıyla belirgin bozukluk.

İngilizce'de Koma ne demek? Koma ingilizcesi nedir?:

comma, coma

Fransızca'da Koma ne demek?:

comma

Koma kısaca anlamı, tanımı:

Komadan çıkmak : Komaya giren hasta bu durumdan kurtulmak, ölümden dönmek.

 

Komaya girmek : Duyma, anlama ve hareket yeteneklerini yitirerek yarı ölü duruma gelmek, kendinden geçmek. kendinden geçecek kadar sinirlenmek, şaşırmak, üzülmek.

Komalık : Koma durumuna gelmiş.

Komalık etmek : Çok sinirlendirmek. döverek kıpırdamayacak duruma getirmek.

Komalık olmak : Yediği dayaktan sonra kıpırdayamayacak duruma gelmek.

Komandit : Yalnızca konulan sermaye kadar sorumluluğu olan ortaklık biçimi.

Komandit ortaklık : Alacaklılara karşı en az bir sınırlı, bir de sınırsız sorumlu ortağı bulunması gereken, tüzel kişiliği olan ortaklık, komandit şirket.

Komandit şirket : Komandit ortaklık.

Komandite : Komandit şirkette sınırsız sorumlu olan ortak.

Komanditer : Komandit şirkette ancak kendi koyduğu para kadar sorumlu olan ortak.

Komando : Bu birlikte görevli asker. Vurucu kuvvet. Özel yetiştirilmiş askerlerden oluşan birlik.

Komando er : Askerliğini komando olarak yapan er, komando.

Komar : Kuzey Anadolu dağlarında yetişen, 3-5 metre boyunda, kışın yapraklarını dökmeyen, iri ve mor çiçekleri olan bir ağaç (Hododendron ponticum).

Geri komamak : Yapmak.

Hastalık : Ruh sağlığının bozulması durumu. Aşırı düşkünlük, tutku. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk. Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı.

Yaralanma : Yaralanmak işi.

Zehir : Büyük üzüntü, acı, keder, sıkıntı. Organizmaya girdiğinde kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarına göre canlıyı öldürebilen madde, ağı, sem.

Anlama : Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme. Anlamak işi, anlamaklık, derk, fehim, intikal, tefehhüm, vukuf.

 

Duyma : Duymak işi.

Hareket : Deprem. Davranış, tutum. Yola çıkma. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Devinim. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri.

Kaybolma : Kaybolmak işi.

Bitkisel : Bitkiden elde edilen, nebati. Bitki ile ilgili, bitki cinsinden olan.

Koma etmek : Koymayın, bırakmayın kumandasını vermek

Komak : Durdurmak, kaçırmamak. Delik. Koyuvermek, bırakmak: Aman kardeşim şunu koma kaçacak. Koymak Bırakmak Bırakmak, terketmek, vaz’ etmek. Müsaade etmek, izin vermek, serbest bırakmak, salıvermek. Alıkoymak. Tesir etmek

Komalaşmak : Sıcakta koyunlar birbirlerinin gölgesine sığınarak serinlemek için toplanmak, kümelenmek.

Komali : Saklambaç

Komaltmak : Namaz kılmak.

Koman : Üç yaşında ve doğurmamış kısrak. Umut : Şu çalı altında komanım var, oradan bir tavşan kalkar. İbrik. 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; Umut. Giresun şehri, Alucra belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Komanik asit : Formlü C5H4O4, mol ktlesi 140,1 g olan, piron-alfa-karboksilik asit. Kelidonik asit den elde edilen bir asit. Suda az çözünür.

Komat : Haydi Ekmek dilimi. Çocuğun beşikten düşmemesi için beşiğe sarılan on beş yirmi santimetre eninde bir bağ.

Komatula : Denizlâleleri (Crinoidea) sınıfından, genç evrede saplı, ergin hâlde serbest hareketli türleri olan bir derisi dikenli cinsi. (zooloji) Deniz laleleri (Crinoidea) sınıfından, genç evrede saplı, ergin hâlde serbest hareketli türleri olan bir derisi dikenli cinsi. (Comatula ): Deniz-lâleleri (Crinoidea) sınıfından bir derisidikenli cinsi. Genç evrede saplı, ergin halde özgür hareketlidir.

Koma ile ilgili Cümleler

  • Ali şimdi komada.
  • Ali bir tür komada.
  • Üç hafta boyunca komada kaldıktan sonra, Tom'un bilinci yerine geldi.
  • Ali komada mı?
  • Ali komada ama o istikrarlı.
  • Ali bir komada ve doktorlar onun yaşayıp yaşamayacağından emin değil.
  • Ali üç yıldır komada.
  • Komadaydın.

Diğer dillerde Koma anlamı nedir?

İngilizce'de Koma ne demek? : [Koma] n. coma, state of being unconscious for an extended period of time; sopor, deep sleep, hibernation

n. coma

Fransızca'da Koma : coma [le]

Almanca'da Koma : n. Koma

Rusça'da Koma : n. кома (F)

adj. коматозный