Kumbar nedir, Kumbar ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Et sucuğu.

Kasaplık hayvanların kalın bağırsağı.

Teknik terim anlamı:

[Bakınız: kumbarı].

Kumbar ile ilgili Cümleler

  • Ali bir çekiçle kumbarasını kırdı.
  • Ali her hafta eşinden belirli bir miktar cep harçlığı alır. Haftanın sonunda artan parayı kumbarasına koyar.

Kumbar kısaca anlamı, tanımı

Kumbarı : İçi temizlenmiş ince barsak kızartması. (Poyra Eskişehir) (kumbar) : (Çukurhisar Eskişehir)

Kumbara : Para biriktirmek için kullanılan, bozuk veya kâğıt para atılan deliği olan, metal, toprak, plastikten yapılmış küçük kap. Humbara.

Kumbaracı : Humbaracı.

Kumbarahane : Humbarahane.

Hayvanlar : (Animalia), Canlı varlıklardan bitkiden farklı olarak yer değiştirebilen, uyartılara cevap veren, besinlerini vücudu içinde sindirebilenleri içine alan bir âlemdir. Birgozeliier (Protozoa) ve çokgözeliler (Metazoa) olmak üzere 2 altâlemi vardır.

Kasaplık : Kasap olma durumu, etçilik. Kan dökücülük, hunharlık. Kesilmek üzere kesimevine gönderilen (hayvan). Kasabın yaptığı iş, etçilik.

Kasaplı : Manisa kenti, Alaşehir ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

 

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Kasap : Sığır, koyun gibi eti yenecek hayvanları kesen veya dükkânında perakende olarak satan kimse. Kan dökücü, hunhar. Et satılan dükkân.

Bağır : Göğüs. Ciğer, bağırsak vb. vücut boşluklarında bulunan organların ortak adı, ahşa. Ok yayı ve dağda orta bölüm.

Kalın : Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı. Yoğun, akıcılığı az olan. Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan, ağırlık. Enli ve gür (kaş). Pes (ses). Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü. Etli, dolgun.

Kalı : Halı.

Sucu : Su satan veya evlere su taşıyan kimse, saka.

Kasa : Para veya değerli eşya saklamaya yarayan çelik dolap. Birbiri üzerine istif edilerek yüksekliği ayarlanabilen atlama aracı. Ticarethanelerde para alınıp verilen yer. Basımcılıkta dizgi harflerinin konulduğu gözlerden oluşan tabla. Bazı oyunlarda oyunu yönetme veya para karşılığında fiş verme işi. Kapı ve pencerelerin sabit olarak tutturulduğu asıl çerçeve. Varlıklı kişinin harcamalarını yapan kimse. Tahta veya sentetik maddelerden yapılmış, dört köşe, sağlam ambalaj parçası, sandık. Vagon, kamyon veya traktörün yük taşımak için şasiye bağlanmış üst bölümünü oluşturan parça.

Bağı : Büyü. Hayvanların ayağının altında, zorlamadan ileri gelen şiş, ur.

Et : İnsanlarda, hayvanlarda deri ile kemik arasındaki kas ve yağdan oluşan tabaka. Meyvelerde çekirdekle deri arasındaki bölüm. Ten. Kasaplık hayvanlardan sağlanan kaslardan oluşmuş besin maddesi.

Diğer dillerde Kumbalığıgiller anlamı nedir?

İngilizce'de Kumbalığıgiller ne demek ? : sand-eels