Kurbacık nedir, Kurbacık ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

[Bakınız: kurbağacık].

Semer dikerken çuvaldızı itmeye yarayan, ele takılan araç, semerci yüksüğü.

Sığırlarda dil ve nefes borusunun şişmesiyle beliren bir hastalık.

Küçük çocukların dil ve damaklarında olan kabarcıklar.

Teknik terim anlamı:

Üst değirmen taşının ortasındaki demir. (Mudurnu Bolu).

[Bakınız: gurmacık].

Kurbacık tanımı, anlamı

Kurb : Tarsus ekleminin arka yüzü ve kalkaneusun alt kısmı dogmasal veya edinsel olarak gelişen tendojen veya osteojen şişkinlikler

Değirmen taşı : Değirmende, dönerek taneleri ezen yuvarlak taş. Değirmen taşı yapmakta ve bazen de yapılarda kullanılan çakmak taşı türünden sert bir taş.

Nefes borusu : Soluk borusu.

Kurbağacık : Kurbağa yavrusu, küçük kurbağa. Ayarlanabilir somun anahtarı. Küçük İngiliz anahtarı. Pencere çerçevesi gibi yukarıya sürülen şeylerin alt kenarlarına yerleştirilen tutacak. Ağız tabanında çıkan sıvı içeren bir tür küçük kist.

Kabarcık : İçi su, hava dolu ufak kabartı veya kürecik. Metal biliminde sıvı veya katıların içinde oluşan gaz hacmi. Kabartı. Vücutta oluşan sivilce gibi küçük şişkinlik.

Hastalık : Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk.

 

Değirmen : İçinde öğütme işi yapılmış olan yer. Kahve, buğday, nohut vb. taneleri öğüten araç veya alet.

Çuvaldız : Çuval vb. dokumalar dikmekte kullanılan, ucu yassı ve eğri, büyük iğne.

Sığırlar : Memeliler (Mammalia) sınıfının, çift parmaklılar (Artiodactyla) takımının, boynuzlugiller (Bovidae) familyasından, kaba yapılı, boynuzlu, hantal, kuyrukları püsküllü bir alt familya. Boğa (Bos taurus), Tibet sığırı (B.grunniens), Hint mandası (Buffelur bubalus), yaban sığırı (Bibos gaurus) misk öküzü (Ovibos moschatus) türleri iyi bilinir. (Bovinae),türleri iyi bilinir.

Gurmacık : Su döşemecilerinin kullandıkları su saati anahtarı. [Bakınız: kurbacık].

Mudurnu : Bolu iline bağlı ilçelerden biri.

Semerci : Semer yapan veya satan kimse.

Değirme : Değirmek işi.

Hastalı : Hastalıklı.

Kurbağa : Kurbağalardan, yumurta ile üreyen, yavruları gelişimlerini durgun sularda tamamladıktan sonra kuyruğu ve solungacı körelerek karada yaşayabilen, sıçrayarak yürüyen ve suda iyi yüzen küçük hayvan.

Kabar : Yanık, kabarmış yara. Su kabarcığı. Süs eşyası.

Semer : At, eşek, katır vb. hayvanların sırtına yerleştirilen, üzerine yük bağlanan veya binilen, iskeleti ağaçtan araç. Hamalların yük taşırken kullandığı deriden sırt yastığı, arkalık. Yukaç.

Nefes : Soluk. Şifa amacıyla hastaya okunan dua. Bektaşi ve Alevilerin görüş ve düşüncelerini belirtmek için yazılmış şiir. Sigara, pipo içilirken içe çekilen duman. Canlılık, hayat belirtisi.

 

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Hasta : Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız. Aşırı düşkün, tutkun. Parasız, züğürt. Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.

Diğer dillerde Kurb anlamı nedir?

İngilizce'de Kurb ne demek ? : curb