Kursak nedir, Kursak ne demek

Kursak; bir hayvan bilimi terimidir.

  • Kuşların yemek borusu üzerinde bulunan, yiyeceklerin toplandığı torba biçiminde şişkin organ
  • Boğaz.
  • Kuş kursağı şişirilip kurutularak yapılmış olan veya ona benzetilen şişkin şey.
  • Böceklerin ve solucanların sindirim kanallarında bulunan, kuşların kursağına benzeyen yapı.

"Kursak" ile ilgili cümleler

  • "Düdüğün kursağı patlamış."

Yerel Türkçe anlamı:

Kapının tahtalarını birbirine bağlayan ağaç.

Rahim : Hınzırın kursağında yata.

Yürek, kalb.

Mide: Gece yediğim aş kursağıma oturdu.

Anlak, us, akıl.

Biyoloji'deki anlamı:

Kuşlarda besin depo edilen, boğazın kese şeklindeki genişlemiş bölgesi.

Böceklerde sindirim kanalının ön kısmında bulunan geniş kese.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Kanatlılarda yemek borusunun genişleyerek meydana getirdiği, yemlerin bekletilerek yumuşadığı ve sindirim için önemli bir depo organı, ingluvyes.

Zooloji alanındaki anlamı:

Kuşların yemek borusu üzerinde bulunan torba biçiminde şişkin bölge,

Böceklerin ve solucanların sindirim kanallarında bulunan benzer yapı.

Diğer sözlük anlamları:

Göğüs

İdrak, zeka.

Mide.

İngilizce'de Kursak ne demek? Kursak ingilizcesi nedir?:

crop, craw

Fransızca'da Kursak ne demek?:

estomac

 

Osmanlıca Kursak ne demek? Kursak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

kansa

Kursak kısaca anlamı, tanımı:

Kursağında kalmak : İstenilen bir şey gerçekleşememek, yarım kalmak.

Kurs : Resmî ve özel kuruluşlarca ilgililere belirli bir konuda bilgi, beceri ve davranış kazandırmak amacıyla düzenlenen derslere dayanan ve belli bir süresi olan eğitim etkinliği. Ağırşak. Bir gök cisminin teker biçimde görülen yüzü, çörek.

Kursaklı : Kursağı olan. Guatr hastalığı olan (kimse).

Kursaksız : Abur cubur şeyleri yiyebilen (kimse). Kursağı olmayan.

Kuşlar : Çok hücreli hayvanlardan, omurgalıların geniş bir sınıfı.

Yemek : Yemek yeme, karın doyurma işi. Sürekli üzmek, tedirgin etmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Yasal yoldan cezalandırılmak. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Başkasının parasını harcamak. Isırmak. Ağızda çiğneyerek yutmak. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Kandırmak. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek.

Boru : Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir. Borazan.

Yiyecek : Yenmeye elverişli olan her şey. Yenebilen.

Topla : Üç parmaklı dirgen.

Torba : Genellikle plastikten veya kâğıttan yapılmış, içine öteberi koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte olabilen taşıma gereci, poşet. Genellikle pamuk ve kıldan dokunmuş, türlü boy ve biçimde, ağzı büzülüp bağlanabilen araç. Vücutta meydana gelen şişlik. Er bezi, husye, testis.

 

Biçim : Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Biçme işi. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.

Boğaz : Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar, imik, kursak. Şişe, güğüm vb. kaplarda ağza yakın dar bölüm. İki kara arasındaki dar deniz. Yiyeceği içeceği sağlanan kimse. İki dağ arasında dar geçit. Yedirip içirme yükümü, iaşe. Yeme içme.

Kursak ağrısı :

Kursak çukuru :

Diğer dillerde Kursak anlamı nedir?

İngilizce'de Kursak ne demek? : n. crop, gizzard, craw, maw

Fransızca'da Kursak : jabot [le], poche [la]

Almanca'da Kursak : n. Kropf, Vormagen

Rusça'da Kursak : n. зоб (M), брюхо (N), мехи (PL)