Lay on türkçesi Lay on nedir

Lay on ile ilgili cümleler

English: Ali lay on the couch, staring blankly at the ceiling.
Turkish: Ali tavana boş boş bakarak kanepede yatıyordu.

English: Ali lay on his back.
Turkish: Ali sırtüstü uzandı.

English: Ali lay on his bed and cried softly into his pillow.
Turkish: Ali yatağına yattı ve yastığına usulca ağladı.

English: Ali lay on the bed with his eyes open.
Turkish: Ali gözleri açık yatakta yatıyordu.

English: A monster lay on a rock near the top of the mountain.
Turkish: Bir canavar dağın zirvesine yakın bir kayanın üzerinde yatıyordu.

Lay on ingilizcede ne demek, Lay on nerede nasıl kullanılır?

Lay : Konum. Kaymak. Koymak. Şarkı sözü. Kurmak (sofra). Tasarlamak. Mevki. Örmek (tuğla). Sevişme. Yaymak.

On : De. Çakırkeyif. E doğru. Yönünde. Açık. Esnasında. Olmakta olan. İle. Giyilmiş.

Lay on air drier : Hava yastıklı kurutucu.

Lay on his back : Yatay pozisyonda yattı. Sırtüstü yattı.

Lay on the line : Riske atmak. Para bağlanmak. Tehlikeye atmak. Riske atılmak. Tehlikeye sokmak. Riske sokmak. Riske girmek.

Lay on the shelf : Kızağa çekmek.

 

Lay oneself down : Yatmak.

İngilizce Lay on Türkçe anlamı, Lay on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lay on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adjust : Alışmak. Standartlaştırma. Uyarlamak. Ayar çekmek. Bilgisayar, uzay, veterinerlik alanlarında kullanılır. Düzeltmek. Adapte olmak. Uyum göstermek. Düzenine koymak.

Assail : Dil uzatmak. Sözlerle ya da yumruklarla saldırmak. Kınamak. Hücum etmek. İşe girişmek.

Cadillace : (argo) sakin olmak.

Be stuck with : Üstlenmek.

Beat up : Fena halde pataklamak. Hırpalamak. Hücum etmek. Yenmek. Çırpmak. Pataklamak. Çalkalamak. Toplamak (askeri terim). Döverek yaralamak.

Administer : Tatbik etmek. Yönetmek. Uygulamak. Vermek (ilaç, ceza vb). Ettirmek. Hizmet etmek. Müdürlük etmek. Vermek. Tedvir etmek.

Assure : Güvenceye almak. Sigorta etmek. Garanti etmek. Güvence altına almak. Sağlama bağlamak. Söz vermek. İknaya çalışmak. İnandırmaya çalışmak. Kesinleştirmek. Güven vermek.

Conclude : Sonucuna varmak. Sona erdirmek. Bağlamak. Çözmek. Sona ermek. Anlaşmak. Karara varmak. Sonuçlandırmak. Sonuçlanmak.

Ascribes : Yormak. Atfetmek. Ayırmak. İsnat etmek. Vermek. -e yormak. Yakıştırmak. Hamletmek. Üstüne atmak.

Dot somebody one : Yumruk atmak. Geçirmek.

Lay on synonyms : be in progress, establishes, closuring, assaults, attach, elicit, fly at, banish, assays, bedaub, appoints, spring upon, buffoon, arm, assures, burthen, carry, completes, calibrating, cater for, imbarked, burdens, arrange, buffoons, burgeon, burdening, carries, laden, calibre, calibrate, fend for, attack, assails.