Leas türkçesi Leas nedir

Leas ile ilgili cümleler

English: Ali always makes a point of arriving at least five minutes ahead of time.
Turkish: Ali her zaman en az beş dakika önce varmayı kendine vazife edinir.

English: Ali always drinks at least three cups of coffee in the morning.
Turkish: Ali her zaman sabahleyin en az üç fincan kahve içer.

English: "I've got a bit of interest in learning French, but isn't it hard?" "Not at all. It's 100 times easier than English!" "Really?" "Well, at least to me it is." "That's because you're native though"
Turkish: "Fransızca öğrenmeye biraz ilgim var ama o zor değil mi?" "Hiç değil. İngilizce'den 100 kat daha kolay!" "Gerçekten mi?" "Eh, en azından benim için öyle." "Bunun nedeni senin ana dilin olması gerçi"

English: Ali and Mary are good friends, but they aren't dating. At least, I don't think so.
Turkish: Ali ve Mary iyi arkadaşlar ama onlar flört etmiyorlar. En azından, öyle olduğunu sanmıyorum.

English: "I may not have a girlfriend, but at least I'm rich," said Ali.
Turkish: Ali "Kız arkadaşım olmayabilir ama en azından zenginim" dedi.

Leas ingilizcede ne demek, Leas nerede nasıl kullanılır?

Leasable : Kiralanabilir. Kira alınabilir. Kiraya verilebilir.

 

Lease : Bir taşınmazın iyesi ile tutmanı arasında, ödenecek tutmalığı, taşınmazın kullanılış biçimini ve herbirinin karşılıklı yükümlülük ve sorumluluklarını belirlemek üzere yapılan anlaşma, bağıt. Kiralamak. Kira kontratı. Bir çeşit kira bağıtına dayanan ve kiracıyı kendisine bırakılan nesnelerin verim ve gelirini toplamak ve kiralananı gereği gibi işleterek gelir yeteneği ve gücünü azaltmamakla yükümlü kılan gelir. İcar. Tutmanlık sözleşmesi. Kiralama. Bir kimsenin, iyesi bulunduğu taşınmazın kullanımını, belirli bir süreyle ve belirli bir para karşılığında bir başkasına bırakmasını anlatan ikili ilişki. Kira. Uzun vadeli finansal kiralama.

Lease agreement : Kira sözleşmesi.

Lease back : Geri kiralama.

Lease expires : Kira bitişi.

Lease obligation : Bir mülkiyeti kiralayacağına dair verilen söz. Kiralama yükümlülüğü.

Leasehold : Kiralanmış mal. Sözleşme ile kiralanmış mal. Sözleşme ile kiralanmış emlak. Kiracı. Kiralanmış şey. Kiralamaktan doğan hak. Kira ile tutma hakkı. Uzun süreli kiralanan varlıklar. Kiralanmış.

Lease holder : Müstecir. Kiracı.

Lease out : Kiraya vermek.

Lease giver : Mucir. Kiralayan. Kiraya veren.

İngilizce Leas Türkçe anlamı, Leas eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Leas ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Grazing : Küçük hayvanların büyük hayvanlar tarafından yenmesi. Grazing. Otlatma. Otlama zooplanktonun fitoplankton üzerinden beslenmesi. Hayvan otlatma. Merada hayvanların yayılması suretiyle yemlenmeleri. Otlama.

Fielded : Alan. Cevaplandırmak. Arazi. Cevabı yapıştırmak. Sahaya çıkarmak (bir spor takımını). Saha. Sahaya çıkarmak. Top atmak (kriket).

 

Hayfields : Minnesota eyaletinde şehir.

Cattle range : Sığır otlağı.

Meadowy : Çayır gibi. Çimenli.

Grass : Esrar. Vurmak kuş. Çim. Çimen. Otlatmak. Ot yemek. Çim kaplamak. Ot. Marihuana.

Pasture : Ot. Otlatmak. Yaylak. Otlamak. Salmalık. Gütmek. Hayvanların otlamasına, sürülerin yaylacılık sırasında geçmelerine bırakılmış, üzerinde yetişen otların türü bölgenin yüksekliği ve doğal koşullarına bağlı olarak değişen topraklara verilen ad. Çayırda otlatmak.

Grassy : Çimenlerle kaplı. Otlu. Çim kokulu. Taban suyu derinde olan, kısa boylu bitkilerden oluşan ve hayvanların otlaması için kullanılan hayvan otlatma alanları. Çimenlik. Çim kaplı. Çimenli. Yeşillikli.

Fells : Deri. Dik saç. Kır. Tepe. Post.

Leas synonyms : to a lesser extent, hay meadow, little, commons, turfing, turfs, undeveloped, grazing land, pasturage, pastured, meadowland, fen, turf, leys, grasses, herbage, hayfield, graze, grazings, meadow, lea, lawn, lawns, grassland, field, grasslands, cattle ranch, pastureland, herbages, ley, fening, slight, uncultivated.

Leas zıt anlamlı kelimeler, Leas kelime anlamı

More : Daha. -den daha. Ziyade. Çok. Fazlalık. Takriben. Ayrıntılar. Daha çok. Daha (çok). Daha fazla.

Much : Hayli. Önemli şey. Çokça. Fazla. Çok. Hemen hemen. Köp. Birçok yönden. Pek. Çok şey.