Lectured türkçesi Lectured nedir

  • -e nutuk çekmek.
  • Azarlamak.
  • Uyarmak.
  • Uzun öğüt.
  • Konferans vermek.
  • Ders vermek (okul vb).
  • Ders.
  • Öğütler vermek.
  • Ders vermek.
  • Paylamak.
  • Fırça çekmek.
  • Ders anlatmak.

Lectured ile ilgili cümleler

English: I don't need to be lectured by you.
Turkish: Senin tarafından ders verilmem gerekmiyor.

English: The professor lectured on French history.
Turkish: Profesör, Fransa tarihi üzerine konferans verdi.

Lectured ingilizcede ne demek, Lectured nerede nasıl kullanılır?

Lectured him : Ona ders verdi. Ona nasihat verdi. Onunla ahlaki bir konuyla ilgili konuştu.

Lecture hall : Amfi. Derslerin yapıldığı büyük oditoryum (genellikle yüksekokulda veya üniversitede). Amfiteatr.

Lecture method : Anlatma yöntemi. Sınıf içi çalışmalarda öğretmenin daha çok etkin olmasını gerektiren, öğretim programında yer alan konuların anlatılıp açıklanmasını öğretmenden bekleyen ve yine öğretmenin uyandıracağı ilgi ile öğrencilerin duygu, düşünce ve görüşlerinde istenilen gelişmelerin sağlanmasını öngören geleneksel bir öğretim yöntemi.

Lecture notes : Ders notları. Konuşma notları.

Lecture room : Okuma odası. Konferans salonu.

Lecture : Konferans vermek. Ders vermek (okul vb). Uyarmak. Öğretmenin belli bir konuyu anlatıp açıklaması ilkesine dayanan, genellikle öğrencilerin soru sormalarına, tartışmalarına ve birlikte çalışmalarına olanak tanımayan bir ders verme biçimi. Anlatma. Ders anlatmak. Azarlamak. Fırça çekmek. Öğütler vermek.

 

Lecturer : Konuşmacı. Eğitmen. Üniversitelerde dil dersi öğretimi ya da eski dillerde yazılmış metinlerin çözümlenmesi gibi bir işle görevli kimse. Eğitim görevlisi. Lektör. Konferansçı. Ders veren. Okutman. Öğretim üyesi. Doçent.

Slide lecture : Dia gösterili konferans.

Deliver a lecture : Ders vermek. Ders anlatmak. Konferans vermek. Konu anlatmak.

Lantern slide lecture : Slayt gösterisi. Slaytlı konferans.

İngilizce Lectured Türkçe anlamı, Lectured eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lectured ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Advise : Öğüt vermek. Nasihat etmek. Salık vermek. Tavsiye etmek. Bilgilendirmek. Öğütlemek. Fikir vermek. Danışmak. Haber vermek.

Burn up : Küplere bindirmek. Daha canlı yanmak. Çok öfkelendirmek. Alev alev yanmak. Yanıp yok olmak. Yakıp yok etmek. Nükleer yakıtın serbest bıraktığı toplam enerjinin, nükleer yakıtın başlangıç kütlesine oranı. Haşlamak. Nükleer yanma. Yakmak.

Brush down : Fırçalamak. Üstünü fırçalamak.

Admonish : Tembih etmek. İhtar vermek. Öğüt vermek. Nasihat etmek. Kulağını çekmek. Hafiçe azarlamak. Kulağını bükmek. İhtar etmek.

Address : Nutuk. (sorunların) üzerine gitmek. Hitap etmek. Adres. Nutuk çekmek. Adres yazmak. Göndermek. Söz yöneltmek. Kendini bir işe adamak.

Chastise : Adam etmek. Dayakla cezalandırmak. Pataklamak. Acımasızca cezalandırmak. Cezalandırmak (dayakla). Acımasızca suçlamak. Sopa çekmek. Yerden yere vurmak. Eleştirmek.

 

Rebukes : Giydirmek. Çıkışmak. Sitem etmek. Döşenmek. Fırça atmak. Azar.

Chew out : Fırçalamak. Fırça atmak.

Moral : Ahlak dersi. Kıssadan hisse. Dürüst. Ahlaklı. Ahlaki. Düstur. Alınacak ders. Ahlak. Değer.

Deliver a lecture : Konu anlatmak.

Lectured synonyms : public lecture, bastes, examples, lecturing, scolds, advise against, criticize, admonished, admonishes, speech, dress down, bring up, give a lesson, alarm, taught, teach, alert to, lessons, take to task, alerts, lectures, period, lesson, teachings, prelect, chide, criticise, teaching, training, chew up, advising, bawling out, apprised of.

Lectured zıt anlamlı kelimeler, Lectured kelime anlamı

Praise : Şükran. Övgüyle söz etmek. Övme. Methetmek. Şükretmek. (allah'a) hamdetmek. Övmek. Methiye. Hamdetmek. Gururunu okşamak.

Real : Asıl. Samimi. Cidden. Harbi. Gerçek. Real (finlandiya terimi). Maddi. Sahici. Nesnel olan ve olanağın gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkan (nesne, koşul, durum). Sahiden.