Lecturing türkçesi Lecturing nedir

  • Öğütler vermek.
  • Uyarmak.
  • Konu anlatımı.
  • Ders vermek.
  • Ders verme.
  • Ders anlatmak.
  • Azarlamak.
  • Konferans vermek.

Lecturing ile ilgili cümleler

English: He had already spent two hours lecturing when she came in.
Turkish: O içeri girdiğinde, o iki saattir ders anlatıyordu.

Lecturing ingilizcede ne demek, Lecturing nerede nasıl kullanılır?

Lecture : Konferans vermek. Ders vermek (okul vb). Öğretmenin belli bir konuyu anlatıp açıklaması ilkesine dayanan, genellikle öğrencilerin soru sormalarına, tartışmalarına ve birlikte çalışmalarına olanak tanımayan bir ders verme biçimi. Paylamak. Azarlamak. Uzun öğüt. -e nutuk çekmek. Ders vermek. Ders.

Lecture hall : Amfi. Amfiteatr. Derslerin yapıldığı büyük oditoryum (genellikle yüksekokulda veya üniversitede).

Lecture method : Anlatma yöntemi. Sınıf içi çalışmalarda öğretmenin daha çok etkin olmasını gerektiren, öğretim programında yer alan konuların anlatılıp açıklanmasını öğretmenden bekleyen ve yine öğretmenin uyandıracağı ilgi ile öğrencilerin duygu, düşünce ve görüşlerinde istenilen gelişmelerin sağlanmasını öngören geleneksel bir öğretim yöntemi.

Lecture notes : Konuşma notları. Ders notları.

Lecture room : Okuma odası. Konferans salonu.

Lectured him : Ona nasihat verdi. Ona ders verdi. Onunla ahlaki bir konuyla ilgili konuştu.

 

Lecture theater : Amfi.

Lecture theatre : Amfi. Amfiteatr.

Lecturers : Okutman. Konuşmacı.

Course of lectures : Konferans serisi.

İngilizce Lecturing Türkçe anlamı, Lecturing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lecturing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Berated : Haşlamak. Fırça atmak (argo terim).

Course : Akmak. Köpekle kovalamak. Atletizm, eğitim alanlarında kullanılır. Tabak. Gidişat. Bir süreç ya da gidiş içinde izlenen yol. İzlenen yol. Süreç. Rota. İzge.

Admonished : Fırça yemiş. Azarlanmış. İhtar etmek. Tembih etmek.

Pedagogy : Eğitimbilim. Eğitim bilimi. Pedagoji. Eğitbilim. Eğitimin amaçlarını, ilkelerini, yöntem ve düzgülerini inceleyen ve eğitim çalışmalarını kurallara bağlayan bilim. öğretmenlik sanatı, uygulaması ya da mesleği için gerekli bilgi ve becerileri kazandıran bilim dalı.

Rebukes : Çıkışmak. Azar. Sitem etmek. Fırça çekmek. Giydirmek. Fırça atmak. Paylamak. Döşenmek.

Berates : Haşlamak. Paylamak. Fırça atmak. Fırça çekmek. Fırça atmak (argo terim).

Scold : Darılmak. Terslemek. Çıkış yapmak. Haşlamak. Çıkışmak. Zılgıt vermek. Tanlamak. Paylamak.

Scolds : Paylamak. Zılgıt vermek. Darılmak. Çıkışmak. Haşlamak. Çıkış yapmak. Terslemek.

Lecturing synonyms : course of instruction, lecture demonstration, prelect, give a good lesson, bawl out, advise, rebuking, admonish, instruction, bring up, alerting, baste, brush down, alerts, bastes, bawling out, teach, taught, lectured, advises, advise somebody of something, teaching, talk, basted, lectures, advising, blow up, admonishes, alarm, alerted, alert to, give a lesson, give a lecture.