Leyomiyometaplast nedir, Leyomiyometaplast ne demek
Leyomiyometaplast; Veteriner alanında kullanılan bir terimdir.
Veterinerlikte sözlük anlamı:
Bağırsak duvarında endofagositik parçalanmaya karşı oldukça dirençli, oksitlenmiş polimerize fosfolipitler. Mikroskobik olarak gri-kahverengi granüller hâlinde görülür. E vitamini yetersizliğinde, aşırı hücre zarı lipit peroksidasyonundan oluşur.
Leyomiyometaplast tanımı, anlamı
Leyomiyom : Düz kaslardan köken alan iyicil tümör. Köpeklerde özellikle ince bağırsak ve kör bağırsakta daha az oranda da idrar torbası, döl yatağı ve yemek borusunda görülür
Mikroskobik : Mikroskopla görülebilecek kadar küçük olan.
E vitamini : Üreme işlevinin normal oluşunda, kas gelişiminde, eritrositlerin hemolize karşı direnç kazanmasında ve vücut içi ve çeşitli biyokimyasal olaylarda rol oynayan, antioksidan özelliğe sahip, yağda eriyen bir vitamin. Tahıl tohumlarının yağında, yumurta, karaciğer, yeşil bitkiler, süt yağı ve bitkisel yağlarda doğal olarak bulunan ve sentetik olarak da üretilen, bitkilerde sentezlenen özellikle tokoferol ve tokotrienol bileşikleri olmak üzere en az 8 bileşikten ibaret (en etkin olanı alfa-tokoferol), başlıca işlevi bir antioksidan olarak zar fosfolipitlerinde bulunan doymamış yağ asitlerini peroksidasyona karşı korumak olan, canlıların üremesinde, kas gelişiminde, bağışık cevabın artmasında ve alyuvarların hemolize direnç göstermesinde rol oynayan, kas dejenerasyonları ve karaciğer nekrozunu önleyici, kalp hastalığı, katarakt, kanser gelişmesine karşı koruyucu olan, bağırsaklarda emilim bozuklukları dışında eksikliğine pek rastlanmayan, yağda çözünen bir vitamin, alfa-tokoferol.
Fosfolipit : Gliserin ya da sfingozine bağlı olarak aynı ya da farklı tip yağ asidi yan zincirleri, fosforik asit ve buna bağlı kolin, serin, inozitol, etânolamin ya da gliserin taşıyan ve zarlarda bol bulunan herhangi bir amfipatik lipit gurubu. Gliserol, sfingozin veya ilgili maddelerin omurgasını oluşturan fosfor içeren herhangi bir lipit. Gliserin veya sfingozine bağlı yağ asidi, yan zincirlerinde fosforik asit ve buna bağlı kolin, serin, inozitol, etanolamin veya gliserin taşıyan ve hücre zarlarında bol bulunan herhangi bir amfipatik lipit grubu.
Parçalanma : Parçalanmak işi.
Hücre zarı : Sitoplazmayı çevreleyen, 75-80 A° kadar kalınlıkta, protein, lipit ve karbohidratlardan oluşan, lipitlerin genellikle fosfolipitler hâlinde çift tabaka oluşturdukları, sıvı mozaik zar modeline göre proteinlerin lipitlere birleşik ya da az veya çok gömülü oldukları, karbohidratların oligosakkarit zincirleri hâlinde bazı lipit ve bazı proteinlere bağlı bulundukları, hücrenin alt, üst ya da yan kısımlarında çeşitli özelleşmeler gösteren, hücreyi koruyan, pek çok hücre faaliyetine katılan yarı geçirgen yapı. Organellerin etrafını çevreleyen zar ise mitokondri zarı, Golgi zarı gibi organellerin adıyla anılır. Plâzma zarı, sitoplâzmik zar, membran, biyomembran, biyolojik zar, plazmalemma. Sitoplazmayı çevreleyen, 75-80 ºA kadar kalınlıkta, protein, lipit ve karbonhidratlardan oluşan, hücreyi koruyan, pek çok hücre faaliyetine katılan yarı geçirgen yapı, plazma zarı, plazmalemma. Hücreleri dıştan kesintisiz çevreleyen, metabolik olaylarda görev alan ve elektron mikroskobunda üç katman hâlinde gözlenen birim zar yapısında organellerden biri, plazma zarı, sitoplazmik zar, plazmalemma, birim zar.
Polimeri : Polimerlik.
Dirençli : Direnci olan.
Bağırsak : Sindirim organının mideden anüse kadar olan, ince bağırsak ve kalın bağırsaktan oluşan bölümü.
Yetersiz : Gerekli bilgi ve yeteneği olmayan, yeterliği olmayan, kifayetsiz, ehliyetsiz. Verimli olmayan. Eksiği olan, yetecek kadar olmayan. Gereken, istenen niteliği olmayan. İşlevini tam olarak yapamayan (organ, alet vb.).
Oldukça : Olabildiğince.
Vitamin : Besinlerde bulunan, vücutta genellikle yapılmayan, yağda veya suda çözünebilme özelliği olan, eksikliği veya fazlalığı çeşitli hastalıklara yol açan maddelere verilen genel ad.
Polimer : Tekrarlanan yapısal kümelerin oluşturduğu yüksek molekül ağırlıklı (birleşikler).
Granül : Bir maddenin en küçük tanesi. Sitoplazmada bulunan küçük tanecikler.
Direnç : Dayanma, karşı koyma gücü, mukavemet. Bir nesnenin elektrik akımına karşı dayanma özelliği, mukavemet, rezistans. Bir çevrime istenilen değerde ek direnç katmak için kullanılan düzen, mukavemet, rezistans.
Parçal : Kesinti, ulak. Kalan, faiz: Niye paranın parçalını alıyı?.
Bağır : Göğüs. Ciğer, bağırsak vb. vücut boşluklarında bulunan organların ortak adı, ahşa. Ok yayı ve dağda orta bölüm.
Duvar : Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılmış olan veya örülen dikey düzlem. Sonuç alınamayan yer. Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılmış olan engel. Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma. Engel.
Mikro : Küçük, dar, makro karşıtı.
Aşırı : Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın. Gereğinden fazla, çok. Gereğinden fazla olarak, çokça. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem. Ötede, ötesinde.
Diğer dillerde Leyomiyometaplast anlamı nedir?
İngilizce'de Leyomiyometaplast ne demek ? : leiomyometaplast

Bu kısımda Leyomiyometaplast nedir? Leyomiyometaplast ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Leyomiyometaplast tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Leyomiyometaplast hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.