Looking glass türkçesi Looking glass nedir
- Ayna.
Looking glass ingilizcede ne demek, Looking glass nerede nasıl kullanılır?
Looking : Görünmek. Ummak. Ümit etmek. Göstermek. Aranıyor. Bakış. Bakmak. Görünme. Bakarak. Bakma.
Glass : Büyüteç. Cam ile donatmak. Cam kavanoza koymak. Ayna. Mercek. Cam eşya. Kadeh. Cam. Cam gibi yapmak. Camlamak.
Looking glass self : Bireyin, başkalarının kendisine karşı dışa vurmuş tutumlarına dayalı olarak oluşturduğu, kendi kendisine ilişkin yargılarının toplamı; toplumsallaşmış benlik. Ayna benlik.
Looking room : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Görüntüdeki kişi çerçevenin sağ ya da soluna baktığında, oyuncunun başı ile kenar arasında yer alan boşluk. Yan boşluk.
Acrylic glass : Organik cam. Pleksiglas. Akrilik cam. Plastik cam.
Annealed glass : Tavlanmış cam.
İngilizce Looking glass Türkçe anlamı, Looking glass eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Looking glass ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Glass : Büyüteç. Mercek. Cam takmak. Gözlük camı. Cam eşya. Cam kavanoza koymak. Sırça. Cam gibi yapmak. Camlamak. Cam.
Keyhole : Serbest atış bölgesi. Anahtar deliği. Faul atışı (basket.). Kilit ağızlığı.
Mirror : Aksetmek. Bilgisayar, uzay, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Aksettirmek. Işığı yansıtma özelliği taşıyan maddesel yüzey. İnsanın kendisini görmesini sağlıyan cam ya da maden levha. Yansı. Yansıtmak. Çeşitli sinema ve televizyon aygıtlarında ve ışık kaynaklarında, üzerine düşen ışığı düzenli biçimde yansıtan yüzey. Yansıtma. Ayna tutmak.
The mirror : Göstermek. Aksettirmek. Ayna tutmak. Gözgü. Sansasyonel hikayeleri ile tanınan günlük ingiliz tabloid gazete. Aksetmek. Yansıtma. Yansıtmak. Yansıma.
Reflector : Projektör. Işığı, ısıyı ve sesi yansıtan araç. anlamdaş ayna. çekirdek tepkileşimliklerinde ılıncıkları çekirdek fırını içine geri çeviren özdek katmanı. Fizik, uzay, nükleer enerji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yansıtıcı (su veya ayna gibi). Yansıtıcı. Yansıtmalı ırakgörür. Koruyucu zırhın iç bölümünü saran ve nükleer tepkime sırasında kaçan nötronların geriye dönerek yeniden tepkimeye girmesini sağlayan donanım. nötronların geriye dönme olasılığı albedo ile belirtilir. Yagi-uda dalgalığında çiftucayın ardında yer alıp, gelen dalgaları bunun üzerine yansıtan parça. Bir çukur ayna yardımıyla ışık toplayan ırakgörür.
Metope : Metop. Çatı sütunu tepe taşı.
Reflectors : Aynalı teleskop. Projektör. Yansıtıcı. Reflektör.
Top round : Kemiksiz but. Tranç. Büyükbaş hayvanların but kısmının iç yüzünde, üstte çanak kemiğinden, altta diz eklemine kadar uzanan, 3-4 kg ağırlığındaki kemiksiz et parçası, tranç.
Keyholes : Anahtar deliği. Serbest atış bölgesi. Faul atışı (basket.). Kilit ağızlığı.

Bu kısımda Looking glass kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Looking glass ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Looking glass anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Looking glass ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.