Looser türkçesi Looser nedir

Looser ile ilgili cümleler

English: You are the loosers of the game
Turkish: Oyunu kaybeden sizsiniz.

Looser ingilizcede ne demek, Looser nerede nasıl kullanılır?

Loose change : Madeni paralar. (cepteki) bozuk para. Bozuk para.

Loose coupling : Muknatıssal aktarımı yeğniltecek ölçüde uzak duran kangallar arasındaki bağlaşım, örn. gevşek yayla bağlı sarkaçların bağlaşımı. Gevşek bağlaşım. Gevşek kuplaj.

Loose ends : Yarım kalmığ işler. Yarım kalmış işler. Sonuçlandırılmamış işler.

Loose flange : Göbek yan çemberi. Tekerleğin madensel göbeğini tutan, madenden yapılmış yüzük.

Loose ground : Gevşek zemin. Gevşek toprak.

Loose smut of barley : Arpa açık rastığı. Arpalarda, taneleri karartarak, biçim bozulmasına, sonra dökülmelere yol açan ve başak eksenini çırılçıplak bırakan ilkel mantar.

At a loose end : İşsiz güçsüz. Gayesiz. Avare. Boşlukta. Başıboş.

Loose smut of oat : Yulafta, tanelerden sonra kapçıkları da karartıp döken ve başak saplarını çırılçıplak bırakan bazitlimantar; bu mantardan ileri gelen yanıklık. Yulaf açık rastığı.

Foot loose industries : Serbest ayaklı endüstri. İlaç, saat, mücevher gibi üretim sürecinde hacim veya ağırlığında önemli değişme olmadığı için kaynağa veya piyasaya yakın yerlere kurmakla taşıma giderlerinden önemli bir tasarruf sağlamayan malların üretildiği, diğer bir deyişle kuruluş yerinin firmaya herhangi bir maliyet üstünlüğü sağlamayan sanayiler. krş. kaynak yönelimli sanayiler, piyasa yönelimli sanayiler. Kondu sanayiler.

 

Loose pulley : Avara kasnak. Germe palangası. Sahnede halatları gerip gevşetmeye yarayan makara.

İngilizce Looser Türkçe anlamı, Looser eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Looser ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Distant : Mesafeli. Uzakta. Uzak. Samimiyetsiz. Uzaktan. İlgisiz. Irak (yer). Soğuk. Irak.

At large : Etraflıca. Başıboş. Özgür. Genelde. Bütün ayrıntılarıyla. Tamamen. Ortada dolaşan. Genel olarak. Bütünüyle.

Dirtier : Kirli. Aşağılık. Edepsiz. Bozuk. Terbiyesiz. Açık saçık. İğrenç. Fırtınalı. Rezil.

Dulcet : Tatlı (ses). Hoş. Ahenkli. Tatlı. Kulağa hoş gelen.

Flabbier : (karakter) zayıf. Sarkık. İradesiz. Lapacı. Cansız. Yumuşak. Güçsüz. Zayıf.

Bountiful : Utah eyaletinde şehir. Eli açık. Cömert. Feyizli. Çok.

Apparent : Göze çarpan. Belirgin. Görünüşte. Kolaylıkla görülür. Ortada. Görünüşte olan. Anlaşılır. Aşikar. Görünür.

Bare : Tamtakır. Çıplak. Çıkarmak. Açığa vurmak. Soymak. Açmak. Yalın. Boş. Süssüz.

Relax : Hafifletmek. Zayıflatmak. Dinlenmek. Gevşeyip dinlenmek. Gevşemek. Rahatlatmak. Rahatlamak. Yumuşamak. Gevşetmek.

Crankier : Laçka. Aksi. Ters. Sinirli. Ufak tefek şeylere çabuk kızan. Garip. Çabuk sinirlenen. Eksantrik. Huysuz.

 

Looser synonyms : cushiest, aboveboard, flabby, half measure, foc, blankest, elfin, slackened, bleakish, disorderly, affluents, degage, abeyant, broad, corrupted, coltish, bares, articulatio, bastardly, abandoned, easier, botchiest, baggiest, unstuck, dilute, laxer, airier, friskier, blanker, flaccid, cushier, inadequately, at leisure.

Looser zıt anlamlı kelimeler, Looser kelime anlamı

Keep : Bakım. İşletmek (otel vb). Himaye. Yiyecek. Konumunda tutmak. İlerlemek. Kalmak. Kayıt tutmak. Tutmak. Bakmak.

Rise : Görünmek. Havalanmak. Yukarı kalkmak. Zam. Şiddetlenmek. Kabarmak. Kalkmak. Ayağa kalkmak. Doğmak (güneş). Artış.

Ascend : Ziyadeleşmek. Tahta çıkmak. Yükselmek. Artmak. Çıkmak (tahta). Tırmanmak. Ağmak. Pesten tize geçmek (müzik terimi). Çıkmak. Yukarı çıkmak.

Looser antonyms : raise.