Mıknatıssal geçirgenlik nedir, Mıknatıssal geçirgenlik ne demek

Mıknatıssal geçirgenlik; Fizik alanında kullanılan bir kelimedir.

Fiziksel anlamı:

Bir mıknatıssal geçirgen cisimde oluşan mıknatıssal akı yoğunluğunun, bunu irkilten dış mıknatıssal alan yeğinliğine oranı.

Mıknatıssal geçirgenlik kısaca anlamı, tanımı

Geçi : Keçi. Makas. Oynatılan orta kadını. Kız. Avam, halk. Haddeleme işleminde, haddelenen parçaların haddelerden bir kez geçişi

Mıknatıssal : Devinen kıvıl yüklerin yarattığı alanla ilgili. Mıknatıs özelliği taşıyan; mıknatısla ilgili.

Geçirgen : Gaz, sıvı vb.ni içinden kolaylıkla geçiren. Sıvıların geçmesine elverişli (kayaç), geçirimli.

Geçirgenlik : Bazı cisimlerin, içlerinden gaz, sıvı, akım vb. geçirme özelliği. Kayaçların, sıvıların geçebilmesine karşı elverişliliği, geçirimlilik. Saydam cisimlerin ışığı geçirme derecesi.

Mıknatıs : Demiri ve daha başka bazı metalleri çeken demir oksit. Çekiciliği, albenisi olan kimse. Demiri çekme özelliği taşıyan veya sonradan bu özelliği kazanan her türlü madde.

Mıknatıssal alan : Bir mıknatısın, çevresinde, mıknatıssal kuvvetlerin etkin olduğu uzay bölgesi.

Mıknatıssal akı : Mıknatıssal alan yeğinliğinin bir yüzeye dik birleşeninin yüzey boyunca tümlevi.

Alan yeğinliği : Elektriksel, mıknatıssal ya da ağınımsal alanın bir noktasındaki birim yüke, birim akıma ya da birim kütleye etkiyen kuvvetle ölçülen nicelik.

 

Yeğin : Zorlu, katı, şiddetli. Baskın, üstün, iyi.

Cisim : Doğada element, bileşik veya bunların karışımları hâlinde bulunan, kütlesi ve ağırlığı olan, duyularla algılanabilen şey. Gövde, beden, vücut.

Yoğun : Hacmine oranla ağırlığı çok olan, kesif. Etkisi güçlü olan, ağır (koku vb.). Koyu, kalın. Şişman, iri, tombul. Artmış, çoğalmış bir durumda olan. Dolu, sıkı, sıkışık, çok, konsantre. Kaba, kalın, iri (elek, iğne).

Yeği : Kız babasına verilen başlık.

İrki : Kuşku. [Bakınız: erki].

Oran : Büyüklük, nicelik, derece bakımından iki şey arasında veya parça ile bütün arasında bulunan bağıntı, nispet, rasyo. İki şeyin birbirini tutması, karşılıklı uygunluk, tenasüp. İki büyüklük, iki nicelik arasındaki bağıntı. Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak verilen yargı, tahmin.

Alan : Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

Oluş : Olma işi, vuku. Oluşma, teşekkül, tekevvün. Bir durumdan öteki duruma geçiş.

Diğer dillerde Mıknatıssal geçirgenlik anlamı nedir?

İngilizce'de Mıknatıssal geçirgenlik ne demek ? : magnetic permeability