Make an exception türkçesi Make an exception nedir

  • Bir şeye göz yummak.
  • İstisna oluşturmak.
  • Bir istisna yapmak.
  • Ayrıcalık yapmak.
  • İstisna yapmak.

Make an exception ile ilgili cümleler

English: I'll make an exception this time.
Turkish: Bu defa bir istisna yapacağım.

English: We'll make an exception for Ali.
Turkish: Ali için bir istisna yapacağım.

English: I'll make an exception in your case.
Turkish: Ben sizin durumunuzda bir istisna yapacağım.

English: Could you make an exception?
Turkish: Bir istisna yapar mısın?

English: If I make an exception for you, everyone will expect the same treatment.
Turkish: Sana bir istisna yapsam, aynı muameleyi herkes bekleyecektir.

Make an exception ingilizcede ne demek, Make an exception nerede nasıl kullanılır?

Make : Eylemek. Düdüklemek. Kapatmak (devreyi). -e neden olmak. Meydana getirmek. Olmak. Verim. Kazanç. Yaratmak. Düzeltmek.

An : Bir. Anabatik rüzgar. Sesli harf ile başlayan kelimelerin başında kullanılan belirsiz tanımlık. (herhangi) bir. Bir (ünlülerden önce).

Exception : Hariç tutma. İstisna. İstisna etme. Özel durum. Dışta bırakma. Sıradışı durum. İtiraz. Kural dışı. Ayrım yapma. Ayrallık.

Make an affair of something : Mesele yapmak.

Make an agreement : Akdetmek. Uyuşmak. Uzlaşma yapmak. Kavilleşmek. Anlaşma yapmak. Uzlaşmak. Anlaşma gerçekleştirmek.

 

Make an appointment : Sözleşmek. Randevu almak. Randevu vermek.

Make an appearance : Kendini kabul ettirmek. Gövde gösterisi yapmak. Kendini göstermek. Sahneye çımak. Arz-ı endam etmek. Görünmek. Değerini kanıtlamak.

Make an ass of oneself : Kendini rezil etmek. Rezil olmak. Aptalca davranmak.

Make an award : Hükmetmek. Ödül vermek.

Make an all out effort : Elinden geleni yapmak.

İngilizce Make an exception Türkçe anlamı, Make an exception eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Make an exception ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Discriminate : Ayırmak. Ayırdetmek. Ayrım gözetmek. Farkı görmek. Ayırmak (ırk ayrımı vb). Fark gözetmek. Farklı muamele etmek. Ayrım yapmak. Ayırt etmek.

Stretch a point : Abartmak.

Discriminated : Ayırt etmek. Ayırdetmek. Farklı muamele etmek. Ayrı tutmak. Fark gözetmek.

Discriminate favor of somebody : Lehinde taraflı davrnamak.

Discriminates : Ayrı tutmak. Ayrım gözetmek. Fark gözetmek. Ayrımcılık yapmak. Ayrım yapmak. Ayırım yapmak. Ayırdetmek. Ayırt etmek. Ayırmak.