Monetary economy türkçesi Monetary economy nedir

  • Parasal ekonomi.
  • Para ekonomisi.
  • Değişim aracı olarak paranın kullanıldığı ekonomi. krş. takas ekonomisi.
  • İktisat alanında kullanılır.

Monetary economy ingilizcede ne demek, Monetary economy nerede nasıl kullanılır?

Monetary : Moneter. Para ile ilgili. Parayla ilgili. Mali. Paraya ait. Parasal. Nakdi. Para.

Economy : Yöntem şekli. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Ekonomik jüye. Ekonomi. Kişilerdeki gereksemeleri karşılamak amacıyla yapılan davranış ve uygulamaları düzenleyen ve yöneten yasaları inceleyen bilim dalı. Artırım. İdare. Ekonomik. Tasarruf. Tutumluluk.

Monetary aid : Parasal yardım. Para ile yapılan her türlü yardım. krş. ayni yardım. Para yardımı.

Monetary base : Rezerv para ile nakit paranın toplamından oluşan parasal büyüklük. rezerv paraya, türkiye cumhuriyet merkez bankasının açık piyasa işlemlerinden  doğan yükümlülüklerinin eklenmesiyle hesaplanan parasal büyüklük. krş. rezerv para 2. Para tabanı. Parasal taban.

Monetary crisis : Para bunalımı. Para krizi. Sataktaki para eksikliği nedeniyle çekilen sıkıntı.

Monetary erosion : Para erozyonu. Enflasyon dolayısıyla paranın değer kaybetmesi. Fiyatlar genel düzeyindeki artışa bağlı olarak satın alma gücünde ortaya çıkan azalma. Para aşınımı.

 

İngilizce Monetary economy Türkçe anlamı, Monetary economy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Monetary economy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A shift in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Money economy : Takas yoluyla değişimin yerini para ile değişimin aldığı ve böylece üretimin çok geniş ölçüde tüketim için değil, pazar için yapıldığı ekonomik düzen.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

 

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Monetary economy synonyms : a change in individual demand, a pass through certificate, a shift in demand, a change in supply, abnormal budget expenditures, abnormal budget, pecuniary economy, a group shares.