Muzari nedir, Muzari ne demek

Muzari; Dil Bilimi alanında kullanılan bir kelimedir.

Teknik terim anlamı:

Sâmi dillerde henüz başlamamış veya başlayıp da tamamlanmamış eylemleri anlatan zaman şekli. Bak, Ağır erkeli muzari, Hafif erkeli muzari, Üstünlü, Ötrülü ve Cezimli muzari.

Muzari tanımı, anlamı

Muza : Çocuk. Soysuzlaşmış, yozlaşmış hayvan. Erkek eşek. Küçük eşek. Tarlalarda sebze dikmek için ayrılan küçük bölüm, evlek. Kısa boylu, cüce, bücür

Cezimli muzari : Arapçada sonu cezimli olan muzari : yaktül gibi.

Hafif erkeli muzari : Arapçada cezimli muzarinin sonuna -en getirilen şekli: yaktülen (=öldürecektir).

Ötrülü muzari : Arapçada sonu ötrülü olan muzari : Yaktülü gibi.

Ağır erkeli muzari : Arapçada cezimli muzarinin sonuna enne getirilen şekli : yaktülenne (=elbette öldürecektir).

Tamamlanma : Tamamlanmak işi.

Başlama : Başlamak işi.

Başla : Yönetmenin oyunculara bir çevirimin başında verdiği komut; oyuna başlama komutu. Yumruklaşma oyununa başlatmak için orta hakemin verdiği komut.

Erkel : Güçlü, kudretli el sahibi olan kimse.

Şekli : Havuç. Biçimle ilgili, biçimsel, formel.

Zaman : Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Çağ, mevsim. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.

 

Cezim : Çizme. (Arapça) Eski yazımızda bir sesin harekeli olmadığını gösteren işaret.

Anlat : Ekin demetlerini arabaya koymaya ve harmanı aktarmaya yarıyan, üç, dört, beş, yedi çatallı olabilen, uzun saplı aygıt, dirgen, yaba.

Hafif : Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Gücü az olan, belli belirsiz. Güç ya da yorucu olmayan, kolay. Etkisi az olan, sert karşıtı. Önemli olmayan. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Kalınlığı veya yoğunluğu az olan.

Eylem : Eyleme işi, fiil, hareket, aksiyon. Fiil. Bir durumu değiştirme veya daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası.

Tamam : Bütün, tüm. Beğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz. Evet. Eksiksiz. Tamamlanmış, bitmiş. Yanlış ve yalan olmayan, doğru.

 

Henüz : Az önce, daha şimdi, yeni. Daha, hâlâ.

Üstün : Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

Diğer dillerde Muzari anlamı nedir?

Fransızca'da Muzari nedir ? : aoriste ou imparfait