Naturalizes türkçesi Naturalizes nedir

  • Doğallaştırmak.
  • Yeni iklime alıştırmak (bitkiyi veya hayvanı).
  • Vatandaşlık vermek.
  • Uyrukluğa almak.
  • Dile almak (yabancı bir sözcüğü).
  • Yerlileştirmek.
  • Yurttaşlığa kabul etmek.
  • Benimsemek.
  • Vatandaşlığa kabul etmek.
  • İklime alıştırmak.
  • (yabancı bir sözcüğü) dile almak.
  • Yabancı kelimeleri kullanmak.

Naturalizes ingilizcede ne demek, Naturalizes nerede nasıl kullanılır?

Naturalize : Kabul etmek. Vatandaşlık vermek. Uyrukluğa almak. Benimsemek. Yabancı kelimeleri kullanmak. Yerlileştirmek. Yeni iklime alıştırmak (bitkiyi veya hayvanı). Yurttaşlığa kabul etmek. Dile almak (yabancı bir sözcüğü). (yabancı bir sözcüğü) dile almak.

Naturalized : Tabiiyeti değiştirilmiş. (hayvanlar hakkında) kendine özgü olmayan bir yerde oraya özgüymüş ve orada ortaya çıkmış gibi vahşi hayat sürmesi için yerleştirilmiş olan (ayrıca naturalised). Oraya özgüymüş gibi görünmesi amacıyla ekilmiş olan. Daha önce yaşamadığı bir iklim ve doğa ortamına getirilen ve orada yaşamaya devam eden (canlı). Vatandaşlığa kabul edilmiş.

Denaturalize : Vatandaşlık haklarından mahrum etmek. Doğallığını bozmak. Vatandaşlıktan çıkarılmak. Doğal veya tabii durumundan çıkarmak. Doğal durumundan çıkarılmak. Vatandaşlıktan çıkarmak.

 

Naturalization : Vatandaşlığa kabul. Vatandaşlığa kabul etme. Yurttaşlığa kabul. Yabancıların ülke yurttaşlığına kabul edilmesi. Vatandaş olma. Uyrukluğa kabul etme. Yerlileşme. Vatandaşlık tanınması. Natüralizasyon. Yerlileştirme.

Naturalizations : Vatandaşlık tanınması. Vatandaş olma. Yerlileşme. Yurttaşlığa kabul. Uyrukluğa kabul etme. Vatandaşlığa kabul. Yerlileştirme. Natüralizasyon. Yabancıların ülke yurttaşlığına kabul edilmesi. Vatandaşlığa kabul etme.

Immigration and naturalization service : Ins. Yabancıların amerika birleşik devletleri'ne kabul edilmesiyle ilgili kanunların uygulanmasından sorumlu olan abd adalet bakanlığı dairesi. Göçmenlik ve vatandaşlık bürosu.

Naturalisation : Yurttaşlığa kabul etme. Uyrukluğa kabul etme. Natüralizasyon. Ortama alışma süreci (ayrıca naturalization). Yabancıların ülke yurttaşlığına kabul edilmesi. Yerlileşme. Yurttaşlığa kabul. Vatandaşlık hakları verme. Vatandaşlık tanınması. Vatandaşlığa kabul.

Naturalised : Vatandaşlığa kabul edilmiş. Tabiiyeti değiştirilmiş. Daha önce yaşamadığı bir iklim ve doğa ortamına getirilen ve orada yaşamaya devam eden (canlı). Oraya özgüymüş gibi görünmesi amacıyla ekilmiş olan. (hayvanlar hakkında) kendine özgü olmayan bir yerde oraya özgüymüş ve orada ortaya çıkmış gibi vahşi hayat sürmesi için yerleştirilmiş olan (ayrıca naturalized).

Naturalis historia : Yaşlı pliny (pliny the elder) tarafından yazılan ansiklopedi. (latince) doğal tarih.

Naturalism : Doğalcılık. Doğa dışında hiç bir şeyin ve gücün var olmadığına inanan, her gerçeğin doğadan çıktığını ileri süren felsefe öğretisi. rousseau'dan başlayarak john dewey'e kadar birtakım filozof ve düşünürlerin geliştirdiği ve çocuğun doğal gelişmesi, kendi kendini yönetmesi, duyularına seslenilmesi, kişisel yaşantılar kazanması gibi ilkelere önem veren bir eğitim felsefesi. ahlakı, içgüdülerin zorladığı kural ve yasalarla açıklayan öğreti ve çığır. Doğacılık. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Natüralizm. Tabiatçılık. İlkel adamın, kişileştirdiği ya da tanrılaştırdığı kimi doğa öğeleriyle doğa olaylarının çevresinde yarattığı dinsel düzen. bk. din. krş. dirimsellik, yıldızcılık. Toplumun gelişimini doğa etkenleri (iklim koşulları,coğrafya çevresi, halklar arasındaki dirimbilimsel ve ırksal ayrımlar) ile açıklamak isteyen öğreti.

 

İngilizce Naturalizes Türkçe anlamı, Naturalizes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Naturalizes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Foreign : Yurtdışı. Yabancılık. Bir maddede kendisinden başka bulunan her türlü madde. Yabancı madde. Harici. Dıştan gelme. Yurt dışı. Ülke dışı. Dış.

Embraces : Beslemek (ümit). Yakalamak. Sarmak. Sarılmak. Kucaklamak. Kapsamak. İhata etmek. Sahiplenmek. Kabul etmek (bir teklifi).

Assimilating : Özümsemek. Benimsenmek. Özümlemek. Sindirmek. Benzetmek. Özümsenmek. Asimile etme.

Acclimatized : Havaya alışmak. Alışmak. Ortama alıştırmak. Klimatize edilmiş. İklimlendirilmiş.

Naturalize : Kabul etmek.

Commandeered : Kendine mal etmek. Müsademe etmek. (bir uçağı vb) kaçırmak. El koymak. Kendine maletmek. Askeri nedenlerle el koymak. Haczetmek. Askeri bir hizmete mecbur etmek. Askerliğe mecbur etmek.

Acclimatise : Yeni çevreye uymak. Ortama alıştırmak. Alıştırmak. Havaya alışmak. İntibak ettirmek. Yeni veya farklı iklim şartlarına alışmak. Alışmak. Kendini alıştırmak (ayrıca 'acclimatize'). İklimine alıştırmak. İntibak etmek.

Immigrate : Göçmen almak. Hicret etmek. Göçmen olarak getirmek. Göç eylemek. Göç vermek. Göçmek. Göç etmek.

Nationalising : İstimlak etmek. Bütün millete ait yapmak. Kamulaştırmak. Devletleştirmek. Ulus olmak (ayrıca nationalize). Ulusallaştırmak. Ulusal hükümet altına almak. Bir özel girişimi devlet mülkiyetine tabi kılmak.

Naturalizes synonyms : naturalizing, strange, acclimatizing, acclimatizes, acclimate, embrace, be sold on, embraced, change, adopt, acclimated, denize, established, naturalise, adopts, commandeers, commandeering, commandeer, assimilates, embark on, nationalise, acclimatising, alter, modify, acclimatize, assimilate, espouse, applaud, acclimating, acclimates, endenizen.

Naturalizes zıt anlamlı kelimeler, Naturalizes kelime anlamı

Native : Natif. Yerli. Katısız, saf ve kendine özgü özelliklerini kaybetmemiş olan. Doğal. İlkel. Kendi doğal alanında bulunma. Kültürel evrimin alt basamaklarında bulunan, doğaya büyük ölçüde bağlı olan, geleneklerle göreneklerin oluşturduğu bir düzen içinde yaşamını sürdüren ve tarihöncesi insanınkine benzer kültürel ve toplumsal bir yapıda varlığını yönlendiren birey. bk. ilkel toplum. Doğal, doğuştan, basit, yerli. Bilgisayar, biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir maddenin normal yapısını muhafaza etmesi. bir proteinin ya da nükleik asidin normal yapısında olması.

Denaturalize : Vatandaşlıktan çıkarmak. Doğal veya tabii durumundan çıkarmak. Vatandaşlık haklarından mahrum etmek. Vatandaşlıktan çıkarılmak. Doğal durumundan çıkarılmak. Doğallığını bozmak.

Emigrate : Göç etmek. Yurt dışına göç etmek. Hicret etmek. Göç vermek. Başka ülkeye gitmek veya yerleşmek. Göç. Göçmek. (başka bir ülkeye) göç etmek. Göç eylemek.