Net terms of foreign trade türkçesi Net terms of foreign trade nedir

  • Net ticaret hadleri.
  • Bir ülkenin dışsatım malları fiyat dizininin dışalım malları fiyatı dizinine bölünmesiyle hesaplanan ve ülkelerin dış ticaretten kazanç veya kayıplarını gösteren mal ticaret hadlerinin bir türü.
  • İktisat alanında kullanılır.

Net terms of foreign trade ingilizcede ne demek, Net terms of foreign trade nerede nasıl kullanılır?

Net : Herhangi bir ölçüden çıkarılması gerekenler çıkarıldıktan sonra kalan bölük. Amaca uygun işlemlerle arıtılmış ya da çıkarılması gerekli öğelerden ayıklanmış olan. Katkısız. Tenis, bilgisayar, masa tenisi, sinema, televizyon, ekonomi, tiyatro, voleybol alanlarında kullanılır. Arıtımlı. Oyun alanını ortadan ikiye bölen ve ortasında yerden yüksekliği 91 cm. olan ipten kafes örgü. Masatopu oyununda alanı iki eşit bölüme ayıran, uzunluğu 1.83 m., üst kenarının masa yüzeyinden yüksekliği 15,5 cm. olan ipten kafes örgü. Tiyatro dekorunda kullanılan ince, gözenekli pamuk ya da ipek dokuma. Uçantop oyununda iki takımın alanını ayıran, iki direk arasına belli ölçü ve yükseklikte gerilen, ipten örülü delikli perde. Çoğu kez düşçül oyunlarda, sahnedeki görüntüye uçuculuk, gerçek dışı, düşsel ya da anısal bir hava vermek ereğiyle kullanılan tül perde.

 

Terms : Koşullar. Ücret. Şartlar (kontrata ait). Şartlar. Anlaşma koşulları. Yakınlık. Samimiyet. Ara. Fiyat. Vadeler.

Of : Karşı. -nin. -dan. -den övünerek bahsetmek. -li. İle ilgili. Nin. -nın. Li. Yüzünden.

Foreign : Yurtdışı. Yurt dışı. Ülke dışı. Harici. Yabancı madde. Dış. Yabancı. Bir maddede kendisinden başka bulunan her türlü madde. Dıştan gelme.

Trade : Almak. Kar elde etmek amacıyla yapılan alım satım etkinliği. Zanaat. Ticaret. Sanat. Alışveriş yapmak. Alım satım yapmak. Alışveriş. Tecim. İş yapmak.

Protectionist foreign trade policy : Devletin dış ticarete müdahale ederek yerli üreticileri dış rekabet karşısında korumaya yönelik izlediği dış ticaret politikası. Korumacılık.

Free foreign trade : Tarife veya tarife dışı engeller gibi herhangi bir devlet müdahalesi veya piyasa engelleri olmaksızın yapılan ticaret. Serbest ticaret.

Sectoral foreign trade company : Sektörel dış ticaret şirketi. Aynı üretim dalındaki küçük ve orta ölçekli firmaları bir örgüt içinde toplayarak dış ticarette uzmanlaşmalarını sağlamak amacıyla finansman, tedarik, taşımacılık, sigorta, gümrükleme gibi konularda etkinlikte bulunmaları için dış ticaret müsteşarlığı’nca kurulmasına izin verilen, konumları ve sorumlulukları tebliğle değiştirilebilen şirket.

Net terms of trade : Net ticaret hadleri. Bir ülkenin dışsatım malları fiyat dizininin dışalım malları fiyatı dizinine bölünmesiyle hesaplanan ve ülkelerin dış ticaretten kazanç veya kayıplarını gösteren mal ticaret hadlerinin bir türü.

Classical foreign trade theories : Klasik dış ticaret kuramları. Serbest ticaret varsayımı altında, dış ticaretten bütün ülkelerin kazançlı çıkacağını ve dünya kaynak dağılımında etkinlik sağlanacağını ileri süren ve klasik iktisatçılar tarafından geliştirilen kuramlar. krş. mutlak üstünlükler kuramı, karşılaştırmalı üstünlükler kuramı, faktör donatımı kuramı, karşılıklı istem yasası.

 

İngilizce Net terms of foreign trade Türkçe anlamı, Net terms of foreign trade eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Net terms of foreign trade ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

A shift in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Net barter terms of trade : Net değişim ticaret hadleri.

Net terms of foreign trade synonyms : a change in supply, abnormal budget expenditures, a change in demand, a pass through certificate, net terms of trade, a type mutual funds, a group shares, a shift in supply.