Offers türkçesi Offers nedir

Offers ile ilgili cümleler

English: This restaurant offers some really exquisite dishes.
Turkish: Bu restoran gerçekten bazı nefis yemekler sunuyor.

English: Gonzales offers a bike to all his employees in Europe.
Turkish: Gonzales Avrupa'da tüm çalışanlarına bir bisiklet sunuyor.

English: How many offers did you get?
Turkish: Kaç tane teklif aldınız?

English: Other companies will present their offers as well.
Turkish: Diğer şirketler de tekliflerini sunacaklar.

English: Nature is the only book that offers important content on every page.
Turkish: Doğa, her sayfasında önemli içerik sunan tek kitaptır.

Offers ingilizcede ne demek, Offers nerede nasıl kullanılır?

As occasion offers : Şartlara göre. Duruma göre.

Special offers : Ucuzluk. Özel teklifler. Özel indirimler. Özel indirim. Özel teklif.

Coffers : Hazine. Para.

Doffers : Penyör. Tarak. Dofer. Çıkaran kimse (şapka ceket vs). Doffer.

Pettenkoffers : Safra asitlerinin varlığını saptamada kullanılan bir deney. Pettenkoffer deneyi.

Offer an excuse : Mazeret göstermek. Özür dilemek.

Offer a price : Pey sürmek.

Proffers : Önerme. Önermek. Sunmak. Uzatmak. Teklif. Teklif etmek. Öneri. Sunmak (elle).

 

Offer an opinion : Arz etmek.

Offer and acceptance : İcap ve kabul. Bir belgenin gösterilmesi ya da önerinin yapılması ve karşı tarafça bunların kabulü. Gerek ve kabul. Teklif ve kabul.

İngilizce Offers Türkçe anlamı, Offers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Offers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Furnish : Donatmak. Döşemek. Sağlamak. Tedarik etmek. Dekorasyon yapmak. Tefriş etmek. Teçhiz etmek. Mobilya döşemek.

Devoting : -e hasretmek. Tahsis etmek. Kendini vermek. Ayırmak. Vakfetmek. Hasretmek.

Propounded : Ortaya koymak. İleri sürmek. Onaya sunmak. Önermek. İleri sürülen.

Devote to : Vakfetmek. -e vakfetmek.

Proposed : Önermek. Evlenme teklif etmek. İleri sürmek. Sormak. Tasarlamak. Getirmek (çözüm). Niyet etmek. İçmek (sağlığa vb.). Önerilen.

Ascribes : Yakıştırmak. Yüklemek. İsnat etmek. -e yormak. Üstüne atmak. Atfetmek. Ayırmak. Yormak. Hamletmek.

Appear : Gözükmek. Vücuda gelmek. Benzemek. Bulunmak. Belli olmak. Gelmek. Boy göstermek. Varmak. Gibi gelmek. Anlaşılmak.

Solicit : Davetkar konuşmak (fahişe). Fahişelik yapmak. Israrla rica etmek. Talep etmek. Sokakta müşteri aramak (fahişe). Tahrik etmek. Askıntı olmak. Yalvarmak. Kışkırtmak. (yardım veya bir iyilik vb) istemek.

Dish : Ortasını çukurlatmak. Bombeleştirmek. Yemek. Tabağa koymak. Oymak. Tabak. Güzel kız. Tercih. Servis yapmak.

Appeared : Anlaşılmak. Benzemek. Belirmek. Göründü. Gözükmek. Belli olmak. Görünmek. Gibi gelmek.

Offers synonyms : prefers, offer, betiding, betided, preferring, moves, bid, accords, lodged, affirm, bestow, lodges, arose, approve oneself, bade, break out, bestows, dedicates, arisen, dishing, propose, assign, advise, proffers, hold forth, consecrating, proffering, proffered, annunciate, hook, afforded, ascribe, proffer.

 

Offers zıt anlamlı kelimeler, Offers kelime anlamı

Take : Kabul edilmek. Çevirim eylemi. (fotoğraf) çekmek. Kavramak. Kabul etme (vücut). Etkili olmak. Almak. Alınan taş. Tepki. Pay.

Refrain : Sakınmak. Nakarat. Alıkoymak. Geri durmak. Çekinmek. Frenlemek. Kendini tutmak. Kaçınmak.