Open a door to something türkçesi Open a door to something nedir

  • Çanak tutmak.
  • Olanak vermek.

Open a door to something ingilizcede ne demek, Open a door to something nerede nasıl kullanılır?

Open : Geniş. Dürüst. Fora etmek. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Yarılmak. Genişletmek. Bildirmek. Ferah. Açmak. Açılmak.

A : Pek iyi. Belirli bir tür veya nitelikteki. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. En yüksek not. Amperin simgesi. Miktar belirtir. Bir. Atom ağırlığı. Argonun simgesi. La (müzik terimi).

Door : Karter kapaklarından herhangi biri. Bina. Eşik. Kapı. Giriş. Kapak. Koruyucu kapı. Ev.

To : E doğru. İle. Ye. Karşı. Kadar. Oranla. Ya. E. -mek -mak (mastar). Göre.

Something : Bir şey. Falan. Önemli bir şey. Birşey.

Apply oneself to something : Kendini bir şeye vermek.

Open a canal : Kanal açmak.

Be up to something : Bir iş veya şey peşinde olmak. Dolap çevirmek.

Be treated to something : İkram edilmek. Ismarlanmak (kendisine).

Awake somebody to something : Uyarmak (karşı). Görmesini sağlamak.

İngilizce Open a door to something Türkçe anlamı, Open a door to something eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Open a door to something ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Invite : Yol açmak. Çağırmak. Davet etmek. Çekmek. Rica etmek. Yüreklendirmek. Davetiye çıkarmak. Neden olmak. İstemek.

 

Admit of : İmkan vermek. Meydan vermek.

Enables : Geçit vermek. Olanak tanımak. Kuvvet vermek. Sağlamak. İzin vermek. Olanak sağlamak. Fırsat sunmak. Kolaylaştırmak. Yetki vermek.

Ask for it : Bunu sen istedin. Belasını aramak. Kendi kaşınmak. İstemek. Aranmak. Hak etmek.

Permitted : İzin vermek. Müsait olmak. Ruhsat vermek. İzin verilen. İzinli. Kabul edildi. Onaylanmış. İzin verilmiş.

Enable : Sağlamak. Olanak sağlamak. Kolaylaştırmak. Olanaklı kılmak. İmkan tanımak. Etkinlemek. Kuvvet vermek. Olanak tanımak. Yetki vermek.

Permit : Yolcu geçmeliği. Bilgisayar, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Ruhsat vermek. Kabul etmek. İzin vermek. İzin. Yasa tarafından kısıtlanmış veya düzenlenmiş bir şeyin yapılması için, kamu yetkesince verilen ve devredilemeyen izin. Ruhsatname. Müsaade etmek.

Make possible : Olası kılmak. Olanaklandırmak. Olanak sağlamak. Olası hale getirmek. Olanak tanımak. Mümkün kılmak.

Permits : Müsait olmak. İzin vermek. Ruhsat vermek.

Admitting of : Meydan vermek. Olanak tanıyan.

Open a door to something synonyms : invites.