Permits türkçesi Permits nedir

  • İzin vermek.
  • Olanak vermek.
  • Müsait olmak.
  • Ruhsat vermek.

Permits ile ilgili cümleler

English: We'll go out tomorrow if the weather permits.
Turkish: Hava müsait olursa yarın dışarı çıkacağız.

English: If time permits, I'll visit the museum.
Turkish: Zamanım olursa, müzeyi ziyaret ederim.

English: If time permits, I'll come.
Turkish: Zamanımız olursa geleceğim.

Permits ingilizcede ne demek, Permits nerede nasıl kullanılır?

Building permit : Yapım izni. İnşaat ruhsatı. Yapı oluru. İnşa etmek için resmi izin. Yapı izin belgesi. İnşaat izni. Kent ve kasabaların sınırları içinde yapı yapmak isteğinde olan bireylerle kamu kuruluşlarının, yapıya başlayabilmeleri için kent yönetiminden almak zorunda oldukları onaylı belge.

Entrance permit : Giriş izni. Bir yere girmek için yazılı yetki.

Entry permit : Giriş izni.

Exit permit : Çıkış izni.

Export permit : İhracat permisi. Çıkış belgesi. Dışsatım izni.

Import permit : İthal izni. İthal permisi. Dışalım izni. İthal izin belgesi. İthalat izni. Permi.

Get permit : İzin almak.

Work permit : Çalışma belgesi. Çalışma izni. Çalışma müsaadesi. Çalışma ruhsatı.

Permitted explosive : Müsaadeli patlayıcı. Olurlu patlayıcı.

This is my international driving permit : Bu benim uluslararası sürücü iznim.

 

İngilizce Permits Türkçe anlamı, Permits eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Permits ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Authorizing : Yetki vermek. Onaylamak. Kimlik denetimi yapılıyor.

Allowing : İzin verilen. Bırakmak. İtiraf etmek. Ayırmak. Vermek. İndirim yapmak. Kabul etmek. Düşünmek. Fikrinde olmak.

Enables : Kuvvet vermek. Olanak sağlamak. Yetki vermek. Fırsat sunmak. Olanak tanımak. Olanaklı kılmak. Kolaylaştırmak. Sağlamak.

Decriminalize : Bir şeyi yasal yapmak (örneğin, esrar). Yasallaştırmak. Suç olmaktan çıkarmak. Decriminalise.

Privilege : Bilgisayar, hukuk, iktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. Ayrıcalık. Şeref. Muaf tutmak. İmtiyaz vermek. İktisadi ve siyasal gücün eşitsiz dağılımından dolayı kimi birey ve toplumsal kesimlerin elde ettiği; yasa ya da töreyle yaptırıma bağlanan ya da bağlanmayan üstünlük durumu. Rüçhan hakkı. Ayrıcalıklı kılmak. Öncelik hakkı. Ruhsat.

Authorizes : Yetkilendirmek. Memur etmek. Yetkili kılmak. Salahiyet vermek. Yetki vermek. Onaylamak.

Allow : Hoş görmek. İndirim yapmak. Sağlamak. Göz önüne almak. Ayırmak. Saymak. Koyvermek. Hesaba katmak. Düşünmek.

Favor : Kıyak yapmak. İyilik etmek. Tutmak. Şereflendirmek. Yüreklendirmek. Dikkat göstermek. İyilik. Lütuf. Onaylamak. Kayırmak.

Certificating : Belgelemek. Belge vermek.

Permits synonyms : allow in, allow to, authorises, clear, go for, legitimise, warranting, pass, let, warrant, make possible, tolerate, put up, stomach, admit to, furlough, abide, grant, license, be conducive to, licencing, be in the clear, allows, stick out, legitimate, trust, intromit, consent, be convenient, permitted, accept, suffer, let in.

 

Permits zıt anlamlı kelimeler, Permits kelime anlamı

Refuse : Karşı koymak. Reddetmek. İmtina etmek. Kaçınmak. Geri çevirmek. Çöp. Elinin tersiyle itmek. Cerh etmek. Kabul etmemek. Artık.

Criminalise : Yasa dışı olduğunu beyan etmek. Bir kimseye suçlu muamelesi yapmak (ayrıca criminalize). Yasaklamak. Mücrimleştirmek. Yasadışı yapmak. Yasadışı olarak duyurmak. İllegal ilan etmek. Suçlu ilan etmek. Suçlu muamelesi yapmak. Bir kimseyi suçlu duruma düşürmek.

Forbid : Menetmek. Yasak etmek. Engel olmak. Memnu kılmak. Olanak vermemek. Haram etmek. Men etmek. Yasaklamak.

Permits antonyms : outlaw, disallow, criminalize, reject, prevent.