Parpu nedir, Parpu ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Hastalanan insan ya da hayvanları, ocak denilen kimselerce, ev ilaçlarıyla ve okuyarak iyileştirme işlemi.

Dayak.

Korku, korkulu durum, sıkıntı.

[Bakınız: parpı].

Çok yemekten sakınma, ölçülü yeme.

Parpu tanımı, anlamı

Parpul : Gürbüz, iriyarı. Bebek ayakkabısı

Parpulamah : İğne ya da aşı deride iz bırakmak. Kalaycı, kalayladığı kaplara yuvarlak, parlak im vurmak. Dövmek, dayak atmak.

Parpulamak : Dövmek, döverek korkutmak. Kuduz köpeğin ısırdığı kimseyi iyileştirmeye çalışmak. Hastayı ev ilaçlarıyla ve okuyup üfleyerek, kurşun dökerek, yarayı dağlayarak iyileştirmeye çalışmak (ocak denilen halk hekimlerince). Gözdağı vermek. [Bakınız: parpılamak]. İyice dövmek.

Parpulatmak : Kuduz hastalığını iyileştirmek.

Parpulcu : Hastalığı okuyarak, ev ilaçlarıyla iyileştiren halk hekimi, ocak.

Parpullamak : Paylamak. Kuduz köpeğin ısırdığı kimseyi iyileştirmeye çalışmak. Mısır, biber, soğan ve benzerleri yiyecekleri ateşte az pişirmek, börttürmek. Yenmek, alt etmek: Ahmet düşmanı parpulladı. Düşmanı yenmek.

Parpullanmak : Düşmana yenilmek.

Parput : Tek tek, azar azar, perakende (yapılan, satılan). Eskimiş, yıpranmış.

Parpuz : Yabannanesi, yarpız.

İyileştirme : İyileştirmek işi, ıslah. Bir kimsenin iş yapmaya engel olan sakatlığını, yetersizliğini gidermek veya bozuk olan ruhsal durumunu düzeltmek amacıyla uygulanan tedavi, rehabilitasyon, rehabilite. İflas hâlindeki işletmeyi iyi yönetimle kâra geçirme, rehabilitasyon, rehabilite.

 

Hayvanlar : (Animalia), Canlı varlıklardan bitkiden farklı olarak yer değiştirebilen, uyartılara cevap veren, besinlerini vücudu içinde sindirebilenleri içine alan bir âlemdir. Birgozeliier (Protozoa) ve çokgözeliler (Metazoa) olmak üzere 2 altâlemi vardır.

Sakınma : Sakınmak işi, içtinap. Olabileceği düşünülen kötü durumlara karşı önlem alma, ihtiyat. Boksörün korunmak için, ayaklarını oynatmadan eliyle, gövdesiyle sağa sola, öne arkaya yaptığı hareket.

Korkulu : Korku veren, korkutan. Kendisinden kötülük gelebilen, tehlikeli.

Sıkıntı : İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Bulunmama durumu. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. Sorun, mesele, sendrom, problem.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Ölçülü : Ölçüsü alınmış, ölçülmüş. Dikkatli, düşünerek. Ilımlı. Belli bir ölçüye göre düzenlenmiş olan (manzume, düzyazı), vezinli, mevzun. Belirli bir ölçüde olan. Dar.

Korku : Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü. Kötülük gelme ihtimali, tehlike, muhatara. Gerçek veya beklenen bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında uyanan ve coşku, beniz sararması, ağız kuruması, kalp, solunum hızlanması vb. belirtileri olan veya daha karmaşık fizyolojik değişmelerle kendini gösteren duygu.

 

Yemek : Yemek yeme, karın doyurma işi. Kandırmak. Isırmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Yasal yoldan cezalandırılmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Başkasının parasını harcamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek.

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Sakın : Asla. "Korkulacak bir durum olmasın" anlamında kullanılan bir söz.

Diğer dillerde Parotoit bezi anlamı nedir?

İngilizce'de Parotoit bezi ne demek ? : parotoid gland