Pekmez toprağı nedir, Pekmez toprağı ne demek

  • Üzüm şırasını kestirmek için kullanılan, kil ile karışık kireçli toprak, marn

Yerel Türkçe anlamı:

Üzüm yapılırken şırayı kestirmek için kullanılan beyaz toprak.

Kaynayan şırayı koyulaştırmakta kullanılan bir çeşit ak toprak.

Bilimsel terim anlamı:

tarım: Toprağın niteliğini değiştirmeye yarayan kil ile karışık kireçli toprak.

İngilizce'de Pekmez toprağı ne demek? Pekmez toprağı ingilizcesi nedir?:

marl

Pekmez toprağı hakkında bilgiler

Pekmez toprağı %50-90 oranında kireç içeren beyaz renkli bir toprak türüdür. Pekmez yapımında şırayı durultmak için kullanılır. Yöresel olarak ak toprak, marın veya Kilis yöresinde havara adlarıyla da bilinse de Amasra bölgesinde pekmez yapiminda herhangi bir toprak türü kullanilmamaktadir.

Meyvelerin kaynatılmasıyla elde edilen şıranın pH'ı 3-4 arasındadır ve asidiktir. Aynı zamanda içindeki meyve parçaçıklarından dolayı bulanık bir görüntüsü vardır. Ph'ı ve bulanıklığın düzenlenmesi pekmez toprağı ile sağlanır. %80'in üzerinde kalsiyum karbonat içeren beyaz görünümlü pekmez toprağı 100 kğ şıraya 1-1,5 kğ katılır. 5-10 dakika kadar kaynatılır. Tortular dibe çöker ve asitlik giderilerek pH 6-6,5 arasında sabitlenir.

Pekmez toprağı kısaca anlamı, tanımı:

 

Toprak : Ülke. Arazi, tarla. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara.

Pekmez : Genellikle üzüm, dut vb. meyvelerin kaynatılarak koyulaştırılmış biçimi.

Üzüm : Asmanın taze veya kuru olarak yenilen ve salkım durumunda bulunan meyvesi.

Kestirmek : Akıl yolu ile gerçeğe yakın bir yargıya varmak, tahmin etmek. Kesilmesini sağlamak, kesilmesine yol açmak. Anlamak, farkına varmak. Kesme işini yaptırmak. Kısa bir süre uyumak, şekerleme yapmak. Karar vermek.

Karışık : Dolu. Karışmış. Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan. Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş. Saf olmayan. Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan. Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık. Düzensiz, dağınık, intizamsız.

Kireçli : Kireç sürülmüş, kireç bulaşmış. Birleşiminde kireç olan veya kireci çok olan.

Oran : Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak verilen yargı, tahmin. Büyüklük, nicelik, derece bakımından iki şey arasında veya parça ile bütün arasında bulunan bağıntı, nispet, rasyo. İki büyüklük, iki nicelik arasındaki bağıntı. İki şeyin birbirini tutması, karşılıklı uygunluk, tenasüp.

 

Kireç : Mermer, tebeşir, kireç taşı, alçı taşı gibi birçok taşın özünü oluşturan kalsiyum oksit, (CaO). Kalsiyum hidroksit, Ca(OH).

Beyaz : Beyaz zehir. Baskıda normal karalıkta görünen harf türü. Bu renkte olan. Ak, kara, siyah karşıtı. Beyaz ırktan olan kimse.