Perelemek nedir, Perelemek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Suyu tarlaya iyice akıtarak sulamak, tarlayı suya doyurmak.

Koyun sürüsünü çadırın çevresine çöktürmek.

Perelemek anlamı, kısaca tanımı

Pere : Davarların sağıldığı yer, ağıl. Su bendi. Başörtüsü. Durum (insan, hayvan ve bitkiler için): Bu yıl ekinlerin peresi bozuk. Yara, bere. Yaprak: Bir pere kağıt. Tarladan geçen su yolu, ark. Evlek

Çöktürmek : Çökmesine yol açmak, çökmesine sebep olmak.

Doyurmak : Açlığını gidermek. Doyma durumuna getirmek. Bir maddenin içine alabileceği kadar başka bir madde katmak. Para yedirmek. Geçindirmek, yaşamasını sağlamak. Kandırıcı, inandırıcı olmak, tatmin etmek.

Çöktürme : Çöktürmek işi.

Sulamak : Toprak, bitki, hayvan vb.ne su vermek. Hayvana su vermek, suvarmak. Para ödemek, vermek, harcamak.

Doyurma : Doyurmak işi.

Sulama : Sulamak işi. Arklar veya savaklar yardımı ile su akıtarak herhangi bir toprak bölgesini kuraklıktan kurtarma.

Koyun : Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries). Verilen buyruklara uyan, kendi kişiliğini gösteremeyen kimse. Kollar arası, kucak. Koruyucu, şefkatli çevre. Göğüsle giysi arası.

Tarla : Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası. Deniz hayvanlarının çok olduğu yer.

 

İyice : İyiye yakın. (iyi'ce) Tamamen. Çok, adamakıllı. (iyi'ce) Gereği gibi, derinlemesine, ayrıntılarıyla.

Çadır : Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ. Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye.

Çevre : Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.

Çadı : Kötü huylu kadın.

Suyu : İnanışa göre ölüp gömüleceği yere bilmeden gitmek.

Koyu : Yoğunluğundan dolayı güç akan, sulu karşıtı. Yazı karakterinin daha belirgin olarak yazılmış biçimi. Rengi açık olmayan, daha belirgin, açık karşıtı. Derin, hararetli. Aşırı (davranış, düşünce vb.).

Sürü : Evcil hayvanlar topluluğu. Bir insanın bakımı altındaki hayvanların tümü. Birlikte yaşayan hayvan topluluğu. Yönlendirilebilen insan topluluğu.

Akıt : Sidik. Çoğu kaynatmak suretiyle akideleşmiş şeker, pekmez, koyu pekmez. Salça. [Bakınız: akıda]. Taş kemer, kubbemsi taş tavan: Tavanları akıt evler soğuk olur.

Diğer dillerde Perdrau boyama yöntemi anlamı nedir?

İngilizce'de Perdrau boyama yöntemi ne demek ? : perdrau staining method