Phrasal türkçesi Phrasal nedir

Phrasal ingilizcede ne demek, Phrasal nerede nasıl kullanılır?

Phrase : İfade etmek. Cümle veya sözcüklerle anlatmak. Sözce. Birkaç sözcükten oluşan ifade. Sözcük grubu. Tümcecik. Uygun sözcük ya da tümcelerle ifade etmek. Tabir. Uygun kelime veya cümlelerle ifade etmek. Kelime seçerek anlatmak.

Phrase book : Dil kılavuzu. Sözcük grupları kitabı.

Phrasebook : Sözcük grupları kitabı. Seyahat rehberi. Konuşma kılavuzu.

Phrased : Uygun sözcük ya da tümcelerle ifade etmek. Cümle veya kelimelerle anlatmak. Uygun sözcük ve cümlelerle ifade etmek. Cümle veya sözcüklerle anlatmak. Kelime seçerek anlatmak. Tabir. Sözcük seçerek anlatmak. Uygun kelime veya cümlelerle ifade etmek. Melodiyi ayrıştırarak çalmak. İfade etmek.

Phrasemonger : Süslü cümleler kullanan kimse. Süslü sözcükler kullanan kimse.

Phrasings : Cümlelenmiş. İfade etme.

As the phrase goes : Deyim yerindeyse. Tabiri caizse. Denir ya.

Adverbial phrase : Zarf niteliğindeki ifade. Zarf niteliğinde ifade.

Choice phrase : Mükemmel tabir.

Phraseological : Sözcük seçimi ile ilgili. Söyleniş tarzıyla ilgili.

İngilizce Phrasal Türkçe anlamı, Phrasal eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Phrasal ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Group : Gruplara ayırmak. Gruplandırmak. Gruplaşmak. Topluluk. Zümre. Gruplara ayrılmak. Belli kayaç özellikleri olan, iki ya da daha çok sayıda komşu oluşuklar topluluğundan ortaya çıkmış, bir kayaç katman birimi. Türkümlemek. Birden çok kelimeden oluşan fakat yapı ve anlamındaki bütünlük dolayısıyla cümle içinde tek bir öge gibi işlem gören ve yargı bildirmeyen söz dizisi. ad tamlaması, sıfat tamlaması, iyelikli tamlama, ikilemeli tamlama, birleşik ad, edat grubu, birleşik fiil vb. birer grup oluşturmaktadır: saman rengi, ana kucağı, tatlı elma, dünkü haber, iri iri gözler, halide nusret zorlutuna, pazartesi (<pazar ertesi), ayakkabı, haydarpaşa, sizin için, ona göre, ateş gibi, denizde kum, evdeki iş, alt eylemek, pişman olmak, yapmış bulunmak, osman baba, ayşe nine, ey arkadaş! vb. Türkümleşmek.

Mounded : Toprak set. Tümsek yapmak. Dağ. Höyük. Tepe. Tümsek. Toprak yığını. Tepecikler yapmak. Tepecik.

Heap : Bir sürü. Yağdırmak (hediye veya hakaret). Kümelemek. Yüklemek. Yığmak. Tepeleme doldurmak. Ağzına kadar doldurmak. Ağzına kabar doldurmak. Yığın.

Cumulation : Yığıştırma. Yığın. Birikim. Birikme. Bir gözlem değeri ya da bir kümenin sıklığını kendisini önceleyen tüm öteki sıklıkların toplamı olarak gösterme. Kümülasyon.

Heaps : Çok. Etek dolusu. Yüklemek. Ağzına kabar doldurmak. Tepeleme doldurmak.

Mounding : Höyük. Toprak yığını. Tepecik. Dağ. Yığın. Tümsek yapmak. Tepecikler yapmak. Toprak set. Tepe.

Set : İnatçı. Küme. Kararlı. Ayırt edici kuralıyla ötekilerden ayrılan ve belli sayıda birimden oluşan nesneler ya da birimler topluluğu. Azimli. Belirli. Bir takımyıldızın adı. Etkilemek. Dikkat komutu. Ayarlamak.

 

Mound : Yığın. Höyük. Toprak yığını. Tümsek yapmak. Tepecikler yapmak. Tümsek. Dağ. Toprak set. Tepecik.

Idiomatic : Bir dilin ifade tarzına uygun. Dil özelliklerini taşıyan. Deyimlerle dolu. Dilin özelliklerini taşıyan. İfade tarzına uygun (bir dilin). Şiveli. İdyomatik.

Phrasal synonyms : bank of, population, lumps, block quantization, block, tuft, lump.

Phrasal ingilizce tanımı, definition of Phrasal

Phrasal kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Consisting of a phrase. As, a phrasal adverb. Of the nature of a phrase.