Pick out türkçesi Pick out nedir

Pick out ile ilgili cümleler

English: Please help me pick out a hat which matches my new dress.
Turkish: Benim yeni elbiseme uyacak olan şapkayı seçmemde bana yardım et lütfen.

English: Please help me pick out a sweater which matches my new dress.
Turkish: Lütfen bana, yeni elbiseme uyan bir süveter seçmede yardım et.

English: I want to pick out a present for my friend.
Turkish: Arkadaşım için bir hediye seçmek istiyorum.

English: Which book did you pick out to send to Anne?
Turkish: Anne'ye göndermek için hangi kitabı seçtin?

English: I need to pick out a Purim costume.
Turkish: Bir Purim kostümü seçmeliyim.

Pick out ingilizcede ne demek, Pick out nerede nasıl kullanılır?

Pick : Pena. Sıyırmak. Seçme. Kazma. Aşırmak. Yankesicilik yapmak. Gelişmek. Gitar penası. Seçenek. Burun karıştırma.

Out : Meydana çıkmak. Kendini belli etmek. Dışarı çıkarmak. Çıkarmak. Bayılmak. Kovmak. Dışarı. Çıkış. Nakavt etmek. Dışarıda.

Pick a back : Sırtında. Sırtına alarak. Omuzda. Omzunda. Sırtta.

Pick a fight : Kavga çıkarmak. Çıngar çıkarmak.

Pick a quarrel : Çıngar çıkarmak. Kavga çıkarmak. Aranmak.

 

Pick and choose : Titizlikle seçmek. Özenle seçmek. Çok dikkatli seçmek.

İngilizce Pick out Türkçe anlamı, Pick out eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pick out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accepts : Almak. Katlanmak. Kabul etmek. Hazmetmek. Üstlenmek. Kabullenmek. Onaylamak.

Coopting : Oybirliğiyle seçmek. Tayin etmek. Sistemin parçası haline getirmek. Benimsenmek. Atamak. Üyeliğe seçmek. İçine almak. Asimile etmek. Üye olarak seçmek.

Constitute : Tevkil etmek. Oluşturmak. Kurmak. Tayin etmek. Yürürlüğe koymak. Atamak. Teşkil etmek.

Deem : Farzetmek. Kıyas etmek. Zannetmek. Tutmak. Farz etmek. Addetmek. İnanmak. Kabul etmek. Sanmak.

Detected : Saptanmış. Saptanan. Belirlemek. Algılandı. Sezmek. Keşfetmek. Farketmek.

Appropriate : İç etmek. Mülk edinmek. Uygun. El koymak. Üstüne oturmak. Özelleştirmek. Münasip. Kendine mal etmek. Kendine ayırmak. Kendine maletmek.

Anticipate : Söylenmeden yapmak. Önceden tahmin edip ona göre davranmak. Önce davranmak. Ummak. Karşı oyuncunun yapacağı vuruşu önceden kestirip ona göre durum almak. Beklemek. Tahmin etmek. Geleceği görmek.

Be a good judge of : -in ne olduğunu bilmek.

Blanking : Silme. Karartma. Kalıpla kesme. Tıkama. Kesme. Boşluk. Tarayıcı demetin satır başı ya da resim başı yapması sırasında, istenmeyen imlerin ortaya çıkmasını önlemek ve eşleme imleri gibi belirli biçimdeki imleri göndermek için resim bilgisine verilen ara. Taslaklama delme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Actualise : Gerçeğe dönüştürmek. Hayata geçirmek. Yerine getirmek (ayrıca actualize). Tahakkuk ettirmek. Sonuçlandırmak. Yaşama geçirmek. Hayata sokmak. Gerçekleştirmek. Gerçekleşmek.

 

Pick out synonyms : discriminate, cast a ballot, diagnosed, constitutes, detect, ascertains, appropriates, apprehends, appropriated, allotting, bring to pass, clean out, mattered, brought out, absorbs, coopt, espying, contradistinguish from, bring out, co opt, allocating, allocates, abstract, differentiating, bares, ascertain, blanked, beholding, bared, being particular about, conceives, bruit about, constituting.