Picture türkçesi Picture nedir
- Tasavvur etmek.
- Fotoğraf.
- Tablo.
- Görüntü.
- Timsal.
- Keste.
- Resim.
- -in mükemmel örneği.
- Tanımlamak.
- Düşlemek.
- Yansıtmak.
- Hayal etmek.
- Zihninde canlandırmak.
- Film.
- Resmini yapmak.
- Görülmeye değer şey ya da kişi.
- Kafasında canlandırmak.
- Resmetmek.
- Tasvir.
- Ç.
- Çizmek.
- Sinema.
- Bilgisayar alanında kullanılır.
- Canlandırmak.
- Betimlemek.
- Pek güzel kimse ya da şey.
Picture ile ilgili cümleler
English: A priest skillfully drew a picture of a priest on a folding screen.
Turkish: Bir papaz bir paravanın üstüne bir rahibin resmini ustaca çizdi.
English: Ali can't picture himself as a teacher.
Turkish: Ali bir öğretmen olarak kendi resmini yapamaz.
English: Ali asked me who had painted the picture that was hanging on my wall.
Turkish: Ali bana duvarımda asılı duran resmi kimin yaptığını sordu.
English: Ali and Mary posed for a picture together.
Turkish: Ali ve Mary bir resim için birlikte poz verdi.
English: "Knock knock, is anyone home?" "Go away!" "I can't hear you." "Okay, what is it?" "Allow me to introduce myself. I am Geronimo Stilton." "What do you want?" "Your Highness, allow me to cross your kingdom so that I can get—" "Denied." "But—" "Unless you're a true warrior." "Believe me when I tell you that I am NOT a knight." "So you have no sword?" "Not even one. I am not a knight." "How about a piece of the Triforce?" "I am NOT a knight!" "You look like a knight on this picture I found on your website." "I am not a knight!" "Then go away." "But... okay."
Turkish: "Tak tak, evde kimse var mı?" "Defol git!" "Seni duyamıyorum." "Tamam, ne var" "Kendimi tanıtmama izin ver.Ben Geronimo Stilton." "Ne istiyorsun?" "Ekselansları, Krallığınızdan geçmeme izin verin böylece ben-" "Reddedildi." "Ama-" "Eğer gerçek bir savaşçı değilsen." "İnan bana şövalye değilim." "Öyleyse hiç kılıcın yok? "Bir tane bile yok." " Şövalye değilim." "Triforce parçası için ne diyeceksin?" "Şövalye değilim!" "Web sitende bulduğum bu resimde bir şövalyeye benziyorsun." "Şövalye değilim!" "Hadi defol git." "Ama... Tamam."
Picture ingilizcede ne demek, Picture nerede nasıl kullanılır?
Picture alignment : Resim hizalama.
Picture and sound disc : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Televizyon plağı. Üzerinde resim ve bununla ilgili ses bilgileri taşıyan ve bir televizyon almacında izlenebilen plak.
Picture arrangement test : Yanıtlayıcıya çeşitli kesitleri yansıtan görüntüler sunup bunları bir olay ya da öykü biçiminde düzenlemesini isteyerek tutumları ölçen ölçer. Görünü düzenleme ölçeri.
Picture book : Okul öncesi çağındaki çocukların yararlanması için yayımlanan az yazılı, bol resimli kitap. Resimli kitap. Resim kitabı. Resimli çocuk kitabı.
Picture border : Resim kenarlığı.
Picture element : Resim öğesi. Resim elemanı. Bir televizyon dizgesinin çözümleyebileceği en ufak bilgi özdeği. Piksel. Resim ögesi. İmgecik. Görüntü öğesi. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
Picture dictionary : Resimli çocuk sözlüğü. Küçük çocuklar için hazırlanan ve abece düzeninde sıralanan resimler ile sözcüklerden oluşan sözlük.
Picture demodulator : Resim imleri için bulma işini gerçekleştiren bulucu. Resim bulucu. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
Picture editor : Resim düzenleyicisi. Resim seçici.
Picture editor embedder : Picture editor embedder windraw.
İngilizce Picture Türkçe anlamı, Picture eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Picture ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Echoed : Yankılanan. Aksetmiş. Yansıtılmış. Yankılanmış. Yankılanmak. Taklit etmek. Yansımış. Taklit edilmiş. Hatırlatmak.
Pass on : Göçmek. Geçirmek. Yok olmak. Geçmek. Ölmek. Devam etmek. Devretmek. Gecikmeden gitmek. Vefat etmek.
Conjure up : Tahayyül etmek. Hatırlatmak. -i anımsatmak. Uyandırmak. (hayalinde) canlandırmak. Yapıvermek. İcat etmek. Akla getirmek. Ruh çağırmak.
Membrane : İnce zar. Örtenek. Diyafram. Gışa. Hücre zarı. bir dokuyu saran ince tabaka. dokunun çeşitli tabakalarını ayıran kat. hücre içi organelleri saran kılıf. membran. Geçirimsiz ya da yarıgeçirgen duvar, ayırma perdesi. Membran. Kaplama. Perde.
Photography : Fotoğrafçılık. Fotoğraf çekme. Fotografi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Fotoğraf elde etmek için yapılan çalışmaların tümü; fotoğrafçının işi. Fotograflama.
Cine film : Sinema filmini gerçekleştirmekte kullanılan, selüloitten, saydam, esnek, bükülebilir, eni ve biçimi ölçünlere göre belirlenmiş kuşak; sinemanın ham özdeği. bunun, henüz alıcıda kullanılmamış, duyarkatı etkilenmemiş olanı, boş film. aynı kuşağın alıcıda kullanılmış, üzerinde gizli görüntü oluşmuş olanı, dolu film. (genel anlamda) göstericide kullanılmak üzere her şeyi hazır, tamamlanmamış sinema yapıtı. (filmin siyah-beyaz, renkli, dar, geniş, sesli, sessiz, negatif, pozitif, vb. birçok çeşidi vardır; bunlar kendi maddelerinde ayrı ayrı gösterilmiştir). Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sinema filmi.
Cyclorama : Siklorama. Sayklorama. Devem eden bir sahneyi temsil eden resim. Sahnenin arkasından kimi kez sahnenin bütün yüksekliği boyunca uzanan beyaz büyük perde. Silindir şeklindeki bir odanın duvarlarına yapılan resim. Sahne arkası perdesi. Çevren gergisi. Sahne gerisinde, sahneyi enine kaplayan seyirciye göre hafif içbükey kalın kumaş gergi. bu gergi çoğu kez bir dekorun gözerimini ya da gökyüzünü verir. Gök perdesi. Sahnenin silindir şeklindeki arka duvarı veya arka perdesi.
Pen portrait : Betimleme.
Fantasise : Hayalinde yaratmak (ayrıca fantasize). Hayal kurmak. Hayallere dalmaktan zevk almak. Fantezi kurmak. Hayallere dalmak. Düş kurmaktan zevk almak. Dalıp gitmek. Hayalinde yaratmak.
Collage : Kolaj resim. Kolaj. Dermece. Kolaj tekniğiyle yapılmış resim.
Picture synonyms : nude painting, pentimento, finger painting, sonogram, echogram, trompe l'oeil, sand painting, graphic art, computer graphic, tableaus, eidolon, inside, conceives, cinema, conceptualised, bitmap, cityscape, likeness, be descriptive of, movie, macaroni, fancying, brightens, delineates, oil painting, run telecine, roll tk, figure, constructed, footages, symboling, describe, chopper.
Picture ingilizce tanımı, definition of Picture
Picture kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Representation by painting. The art of painting. To bring before the mind. To delineate. To draw or paint a resemblance of. To form or present an ideal likeness of. To represent.

Bu kısımda Picture kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Picture ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Picture anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Picture ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.