Plagues türkçesi Plagues nedir

Plagues ile ilgili cümleler

English: In ancient times, plagues killed many people.
Turkish: Eski dönemlerde veba birçok insanı öldürmüştür.

Plagues ingilizcede ne demek, Plagues nerede nasıl kullanılır?

Ten plagues of egypt : Mısır'ın on felaketi. Hz. musa tarafından mısır üzerine indirilen felaketler (incil'de).

Ten plagues : On felaket. Tanrı'nın mısır halkına gönderdiği on felaket (incil'den).

Plague flea : Böcekler (ınsecta) sınıfının, pireler (siphonaptera) takımından, insan piresine benzeyen, yalnız daha küçük boylu ve daha açık renkli, veba hastalığının etkenini taşıyan bir tür. Sıçan piresi.

A plague on him : Allah belasını versin. Belasını bulsun.

Black plague : Büyük veba. Kara veba. 1660'ların ortalarında londra'yı kasıp kavurmuş bulaşıcı hıyarcıklı veba. 1660'lerin ortasında avrupa'da patlak veren büyük veba salgını.

Korean fowl plague : Kore tavuk vebası. Newcastle hastalığı.

The tenth plague : İlk doğan felaketi. Mısırlılar'ın on felaketinden biri (incil'den). Onuncu felaket.

Plagued : Bezdirmek. Rahatsız edilen. Bela olmak. Cezalandırmak. Belasını vermek. Rahatsız edilmiş.

Plague : Dert. Başının etini yemek. Veba. Sıkmak. Musibet. Eziyet vermek. Asıntı olmak. Felaket. Bela olmak. Bezdirmek.

 

Duck plague : Ördek vebası. Ördek virüs enteritisi.

İngilizce Plagues Türkçe anlamı, Plagues eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Plagues ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Vex : Kızdırmak. Canını sıkmak.

Complaints : Yakınma. Rahatsızlık. Şikayetler. Suçlama. Ağlayıp sızlanma. Şikayet. İftira. Şikayet sebebi. Sitem.

Atrocious : Acımasız. Adi. İğrenç. Menfur. Aşağılık. Berbat. Çok kötü. Zalim. Ayıplanacak. Vahşi.

Plage : Güneşin aşırı parlak bölgesi. Plaj. Kumsal. Veba mikrobundan ileri gelen ve pirelerle bulaşan çok korkunç salgın hastalık; yumurcak.

Calamities : Afat. Musibet. Afet. Yoksulluk. Sefalet.

Cataclysm : Kıran. Yerkabuğundaki ani ve aşırı değişme. Tufan. Yerkabuğunun ani değişmesi. Karışıklık. Afet.

Casualty : Acil servis. Kaza. Yaralı. Arıza. Şehit. Zayiat. Yaralı veya ölü. Ölü. Kayıp.

Calvary : Eza. İsa'nın çarmıha gerildiği yer. Cefa. Büyük ıstırap.

Beset : Sıkıştırmak. Kuşatmak. Sıkıntı vermek. Rahat bırakmamak. Sarmak. Etrafını sarmak. Dört bir yandan saldırmak. Rahat vermemek. Etrafını çevirmek.

Nark : Jurnalcı. İhbar etmek. Sinirden kudurtmak. Küplere bindirmek. Çok öfkelendirmek. Gıcık etmek. Muhbir. Narkotik ajanı. Sinirlerini ayağa kaldırmak. Birisini sıkmak.

Plagues synonyms : chevvy, eviler, pest, dolors, bedevil, calamitous, botheration, bother, frustrate, chevy, pestilences, rile, darned, hassle, calamity, devil, disaster, complaint, crucify, get at, bores, disease, bore, needle, rag, pests, get to, damnation, nettle, annoy, harass, banes, provoke.

Plagues zıt anlamlı kelimeler, Plagues kelime anlamı

 

Agreeable : Anlaşmaya hazır. Hoşa giden. Münasip. Makbul. Tatlı. Kabul edilir. Mutabık. Razı. Kabul edilebilir. Uysal.

Ecdemic : Ekdemik. Yerli olmayan. Başka bir yerden gelen.

Endemic : Özgü. Endemik. Sık görülen. Yöreye özgü bitki örtüsü. Yöresel hastalık. Belirli bir topluluğa özgü hastalık. Yöreye özgü hayvan. Yerel bitki örtüsü. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir bölgeye özgü, yerli olan. yıllık rapor edilen vakalarının sayısı sabit veya artmayan bir hastalık durumu.