Plaguing türkçesi Plaguing nedir

Plaguing ile ilgili cümleler

English: A huge federal budget deficit has been plaguing the American economy for many years.
Turkish: Dev bir federal bütçe açığı, yıllardır Amerikan ekonomisinin başına bela oldu.

Plaguing ingilizcede ne demek, Plaguing nerede nasıl kullanılır?

Plaguily : Belalı olarak.

Plague : Uğraşmak. Musibet. Sıkmak. Rahatsız etmek. Dert. Veba. İstila. Başbelası. Başının etini yemek. Felaket.

Plague flea : Böcekler (ınsecta) sınıfının, pireler (siphonaptera) takımından, insan piresine benzeyen, yalnız daha küçük boylu ve daha açık renkli, veba hastalığının etkenini taşıyan bir tür. Sıçan piresi.

Plagued : Cezalandırmak. Rahatsız edilen. Belasını vermek. Bezdirmek. Bela olmak. Rahatsız edilmiş.

Plagues : Dert. Bela. Veba. Felaket.

Black plague : 1660'lerin ortasında avrupa'da patlak veren büyük veba salgını. Büyük veba. 1660'ların ortalarında londra'yı kasıp kavurmuş bulaşıcı hıyarcıklı veba. Kara veba.

Cattle plague : Sığır vebası.

A plague on him : Allah belasını versin. Belasını bulsun.

Korean fowl plague : Kore tavuk vebası. Newcastle hastalığı.

 

Duck plague : Ördek vebası. Ördek virüs enteritisi.

İngilizce Plaguing Türkçe anlamı, Plaguing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Plaguing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Come at : Üstüne gelmek. Saldırmak. Varmak. -e erişmek. -e varmak. Vermek. Üstüne üstüne gelmek. Üstüne yürümek. Keşfetmek.

Came down on : Haşlamak. Üstüne gelmek. - hakkında negatif şeyler söyleme. Fırça atmak. Azarlamak. Sıkıştırmak. Eleştirme. Fırçalamak. Başına ekşimek.

Burthen : Nakarat. Yüklemek. Ağırlaştırmak. Yüklenmek. Yük. Ana fikir. Bir yük koyarak ağırlaştırmak. Mesuliyet. Külfet.

Irk : Usandırmak. Üzmek. Canını sıkmak. Sıkıntı vermek. Sinirlendirmek. Sıkıntı çektirmek. Bıktırmak.

Badgers : Yakasını bırakmamak. Üstelemek. Rahat vermemek. Kafa ütülemek. Porsuk. Taciz etmek. Yakasına yapışmak. Hiç rahat bırakmamak.

Get at : Kastetmek. Demek istemek. Erişmek. Ulaşmak. Ortaya çıkarmak. Zarar vermek. Üstüne varmak. Zorla yüklemeye çalışmak.

Badger : Rahat vermemek. Yakasına yapışmak. Hiç rahat bırakmamak. Yakasını bırakmamak. Etçiller (carnivora) takımının, sansargiller (mustelidae) familyasından, 70 cm kadar uzunlukta, 17 cm kadar kuyruğu olan, kısa ve kalın bacaklı, kış uykusuna yatan, avrupa ve asya’ da yaşayan bir tür. Üstelemek. Porsuk.

Discipline : Ceza. Disiplin sağlamak. Terbiye etmek. Bilgi dalı. Kontrol etmek. Bilimdalı. Eğitmek. Disiplin. Konusu, incelediği olaylar ya da yordam ve işlemleriyle ötekilerden ayrılan altbilim. Disipline etmek.

Bug : Gizli mikrofon. Canını sıkmak. Gizli dinleme aygıtı yerleştirmek. Uyuz etmek. Virüs. Gıcık etmek. Tutku. Tutkun. Saplantı.

 

Bend over backwards : Birisini memnun etmek için her yolu denemek. Elinden geleni yapmak (bir şeyin gerçekleştiğinden emin olmak için). Çok uğraşmak. Elinden geleni yapmak. Aşırı çaba sarfetmek. Daha fazla önlem almak. Çok gönüllü olmak. Çok hevesli olmak. Varını yoğunu ortaya koymak.

Plaguing synonyms : birth prevention, be at war with, drail, bothers, harrying, censured, be in the race to stay, badgered, chagrins, astringe, castigating, gnaws, preparation, plague, readying, come down upon, draggling, burden with, pests, programming, design, annoy, bother, censuring, harry, harries, be infected, harass, baited, pestering, importuned, bore, gnawed.