Potentials türkçesi Potentials nedir

Potentials ingilizcede ne demek, Potentials nerede nasıl kullanılır?

Potential time curve : Süre-potansiyel eğrisi. Sürelpotansiyelölçüm yönteminde, potansiyelin süreyle değişimini gösteren eğri.

Potential acidty : Asitlik değeri. Potansiyel asitlik.

Potential balance of payments deficit : Potansiyel dış ödemeler dengesi açığı. Bir ülkede uygulanan dış ticaret ve kambiyo uygulamalarının kaldırılması durumunda ödemeler bilançosunda ortaya çıkabilecek açık. krş. dış ödemeler dengesi açığı.

Potential barrier : Enerji engeli. Potansiyel erk engeli. Potansiyel engeli. Bir alan içinde devinen yüklü bir parçacığın devimsel erkeyle aşamadığı enkil duvarı. Erkil engeli.

Potential buyer : Potansiyel alıcı. Potansiyel müşteri. Bir malı henüz satın almamış, ancak satın alması beklenen gerçek veya tüzel kişi.

Potential energy : Gizilerke. Erkil erke. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Gizilgüç. Bir nesnenin konumu, bileşimi ya da durumundan dolayı bulundurduğu,varsayılan, göreli büyüklükteki erke. Gizil erk. Bir dizgenin konumu ya da haliyle ilgili, dizgeyi bu konuma, bu biçime getirmek için yapılan işe eşit erke. Potansiyel enerji.

Potential gross national product : Bir ülke vatandaşlarının sahip olduğu bütün üretim faktörlerinin tam işlendirme düzeyinde (doğal oranlarında) çalıştırılmaları durumunda ekonominin gerçekleştirebileceği gayrisafi milli hasıla. krş. gayrisafi milli hasıla. Potansiyel gayri safi milli hasıla. Potansiyel verim. Doğal gayrisafi milli hasıla.

 

Potential equation : Potansiyel denklem.

Potential coil : Potansiyel bobini.

Potential difference : Potansiyel farkı. Elektrik alanı içinde bulunan iki noktanın erkil değerleri çıkarımı. bu nicelik genellikle volt olarak ölçülür. Anlaşmazlık. Gerilim farkı. Gerilim.

İngilizce Potentials Türkçe anlamı, Potentials eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Potentials ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability : Beceri. İstidat. Liyakat. İşçiye ilişkin iş yapabilme yeteneği. Zeka. Özgüç. Hukuk, eğitim, ekonomi alanlarında kullanılır. Hüner. Özlü toprak.

Opportunities : Fırsat. Uygun durum. Fırsatlar. Şans.

Regression : İnsanın ve içinde yer aldığı toplumsal yapının, doğal ve toplumsal çevresi üzerindeki denetim olanaklarının azalması. Gerileme. Geri çekilme. Birden çok değişkene ilişkin gözlem değerlerinin gösterdiği birlikte değişmenin uygun düştüğü çizgesel ya da matematiksel biçe. bk. çizgesel çözümleme. Deniz gerilemesi. Denizin çekilip karadan uzaklaşması. Dönüş. Gerileme; bir organın yapı ve görev bakımından gerilemesi. hastalık veya yangı belirtilerinin gerilemesi, belirtilerin yatışması. Regresyon.

Capabilities : Kabiliyet. Yetenek. Yetenekler. Kapasite.

Power : Fors. Otorite. Mat.kuvvet. Hızla gitmek. Bilgisayar, hukuk, fizik, sinema, televizyon, sosyoloji alanlarında kullanılır. İş yapma hızı; birim zamanda yapılan iş. görsel bir aygıtın ayrıntıları seçme yeteneği. Nüfuz. Kuvvet. Güçlülük.

 

Regressions : Bağlanım. Gerileme. Dönüş. Deniz gerilemesi. Regresyon. Geri dönme. Yordama. Geri çekilme.

Voltage : Voltaj. Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Voltluk. Elektriksel erkil değişimimin, volt olarak tutarı. Gerilim (elektriksel). Bir elektrik kaynağının potansiyeli, potansiyel farkı ya da elektromotor kuvveti. voltla ölçülür.

Amenities : Kentsel donanım. Yaşamın hoş yönleri. Kolaylıklar. Kentsel ve kırsal çevrenin beğenilen ve hoş gelen özelliklerinin korunmasını ve geliştirilmesini, güzel ve açık alanlar açılmasını, toplumsal işgörü ve çalışma kolaylıklarını ve yaşamın güzelliğini artırmayı amaçlayan uygulayımsal iyileştirmeler. Rahatlıklar. Hayatı kolaylaştıran şeyler.

Back demand : Rezerv. Yerine getirilmemiş talep. Birikim.

Baffling : Şaşırtıcı. Kafa karıştırıcı. Zor. Sürekli değişen. Aldatıcı. Şaşırtma. Kararsız. Durmadan değişen.

Potentials synonyms : possibleness, prospect, intensity, prospective, arm, abilities, virilities, potency, potencies, ascendance, virility, chance, intensities, resources, capacity, stress test, capableness, potentiality, powers, hair raiser, tonus, rulership, puissance, latent, stress, capacities, tensions, voltages, facilities, latents, possible, potential difference, arduous.

Potentials zıt anlamlı kelimeler, Potentials kelime anlamı

Impossibility : İmposibilite. Çıkmaz yol. Tümdengelimci bilimlerde çıkarım yoluyla türetilmiş sornuçların öncülleriyle bağdaşmayışı ya da bir durumun gerçekleşmesinin mantıkça olamazlığı. İmkansız şey. İmkansızlık. Olanaksızlık.

Retrospective : Geçmişle ilgili. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Geriye dönük. Geçmişe etkili. Önceyi kapsayan. Geçmişe ait. Geçmişe yönelik. Anma gösterisi. Geçmiş bir dönemin, artık çalışmayan ya da ölmüş bir sinemacının filmlerini, sinemanın gelişmesine katkıda bulunmakla birlikte zamanında dikkati çekmeyen filmleri, belirli bir türün ürünlerini tanıtmak üzere yapılan toplu gösterim. Geçmişi de kapsayan.