Pout türkçesi Pout nedir

  • Surat asma.
  • Dudak bükmek.
  • Surat asmak.
  • Darılmak.
  • Kafasını şişiren balık.
  • Somurtma.
  • Somurtmak.
  • Mezgit türünden bir balık.
  • Hafifçe dudak bükmek.
  • Dudak bükme.
  • Surat etmek.

Pout ile ilgili cümleler

English: Now don't pout.
Turkish: Şimdi surat asma.

English: Stop pouting!
Turkish: Yeter üfleme!

English: Ali is a high school dropout.
Turkish: Ali bir lise terk öğrencisidir.

English: Why are you pouting?
Turkish: Neden somurtuyorsun?

Pout ingilizcede ne demek, Pout nerede nasıl kullanılır?

Eel pout : Zoarcidae familyasından denizin dibinde yaşayan herhangi bir deniz balığı. Yılanbalığına benzeyen balık. Tatlı su gelinciği.

Pouted : Dudak bükme. Darılmak. Surat asma. Surat etmek. Dudak bükmek. Somurtmak. Surat asmak. Hafifçe dudak bükmek. Dudaklarını uzatmak. Mezgit türünden bir balık.

Pouter : Asık suratlı. Somurtkan tip. Kursağını şişiren güvercin. Kafasını şişiren balık. Suratsız.

Pouters : Kursağını şişiren güvercin. Kafasını şişiren balık. Somurtkan tip. Asık suratlı. Suratsız.

Pouting : Somurtma. Dudak bükmek. Mezgit türünden bir balık. Surat asma. Dudak bükme. Dudaklarını uzatmak. Surat asmak. Surat etmek. Somurtmak. Darılmak.

Dropout : Başka bir yaşam biçimi için toplumdan kopan kimse. Toplumdan kopan kimse. Okulu yarım bırakan kimse. Okulu bırakmış. Öğrenimini tamamlamayan kimse. Topluma ters düşerek ayrı duran kimse. Okulu yarım bırakan öğrenci. Okuldan terk. Okulu bırakan öğrenci.

 

Dropouts : Okulu bırakmış. Okuldan terk. Öğrenimini tamamlamayan kimse. Topluma ters düşerek ayrı duran kimse. Okulu bırakan öğrenci. Toplumdan kopan kimse. Okulu yarım bırakan öğrenci. Okulu yarım bırakan kimse.

Have the pouts : Surat asmak. Somurtmak. Gücenmek.

Pouty : Sarkık.

Hornpout : Boynuzlu balık.

İngilizce Pout Türkçe anlamı, Pout eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pout ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Making faces : Surat etme.

Be in a huff : İçerlemek. Keyifsiz olmak.

Scoff : Dalga geçmek. Oburca yemek. Gülmek. Maskara etmek. Eğlenmek. Hapır hupur yemek. Alay etmek. Kıtıra almak. Yemek.

Make a face : Suratını buruşturmak. Yüzünü gözünü buruşturmak. Yüzünü buruşturmak. Memnuniyetsizlik göstermek. Surat yapmak. Suratını ekşitmek.

Mouth : Zırlamak. Sürekli aynı şeyleri söylemek. Dudaklarını oynatarak konuşur gibi yapmak. Dırdır etmek. Ağız. Giriş yeri. Söylemek. Dudaklarını kıpırdatmak. Kesici aletlerin keskin yanı.

Frowned : Kaş çatma. Alın çatmak. Kaş çatmak. Hoşnutsuzluk belirten bakış. Hoşgörmemek. Kaşını çatmak. Kaşlarını çatmak. Sinir olma.

Hornpout : Boynuzlu balık.

Lowers : Eksilmek. İndirmek. Küçültmek. Alçaltmak. Kırmak (gurur). Düşürmek. Karartmak. Küçük düşürmek.

Mouths : Tane tane söylemek. Geme alıştırmak.

Pout synonyms : bullhead catfish, ameiurus melas, horned pout, pouts, pouting, brood, frounce, pique, lower, pull a face, make mouths, frown, sulked, mouthing, made a face, frowning, moues, pouter, scowls, be angry, resent, lowered, sneers, scowled, sneer, making face, sulk, pouted, frouncing, piques, have the pouts, be displeased with, be in the sulks.

 

Pout ingilizce tanımı, definition of Pout

Pout kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A sullen protrusion of the lips. The European whiting pout or bib. The young of some birds, as grouse. A fit of sullenness. To shoot pouts. To thrust out the lips, as in sullenness or displeasure. Hence, to look sullen. A young fowl.