Pozitif film nedir, Pozitif film ne demek

Pozitif film; bir sinema terimidir.

  • Film üzerine alınan siyah beyaz görüntülerin, renklerinin aslına uygun olarak oluşmasını sağlamak için kopya yapılmış olan düşük duyarlıkta film, kopya film

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

(Genellikle) Göstericiye takılarak oynatıma hazır olan bütün gösterim ya da dağıtım eşlemleri.

Evrilir filmde, evrilir film işlemesi sonunda sağlanan aynı nitelikteki film.

Negatif-pozitif işlemde, alıcıda kullanılıp işlemelikte işlendikten sonra ortaya çıkan negatif filmden basım yoluyla elde edilen görüntü taşıyan film.

İngilizce'de Pozitif film ne demek? Pozitif film ingilizcesi nedir?:

positive film

Pozitif film anlamı, kısaca tanımı:

Pozitif : Artı. Olumlu, negatif karşıtı.

Film : Sinemalarda gösterilen eser. Bir oyunun bütününü taşıyan şerit veya şeritlerin bütünü. Fotoğrafçılıkta, radyografide ve sinemacılıkta resim çekmek için kullanılan, selülozdan, saydam, bükülebilir şerit. Camlara yapıştırılarak içerinin görünmesini engelleyen bir tür ince yaprak.

Siyah : Kara, ak, beyaz karşıtı. Baskıda başka harflerden daha kalın görünen harf türü. Bu renkte olan.

Beyaz : Baskıda normal karalıkta görünen harf türü. Bu renkte olan. Beyaz ırktan olan kimse. Ak, kara, siyah karşıtı. Beyaz zehir.

 

Görüntü : Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Manzara. Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal.

Renk : Nitelik. Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum. Çeşitlilik.

Uygun : Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Elverişli, yarar, müsait, muvafık. Orantılı, oranlı.

Oluşma : Oluşmak işi, teşekkül.

Sağlamak : Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Elde etmek, sahip olmak. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek.